Facebook üzerinden utanç duymadan kendi reklamını yapma söz konusu. İster sevin ister nefret edin, birileri her zaman bunu yapıyor. Ve birçoğumuz bu durumdan sorumlu. Peki neden bunu yapıyoruz? Amerika ve Japonya’daki Facebook kullanıcılarını karşılaştırınca, sosyal bağlamın bazı şeyleri dayattığını ve bunun nedenini belirleyebilen güç olduğunu söyleyebiliyorum.

Bazı internet kullanıcılarının diğerlerinden daha fazla kendi reklamlarını yapma şansını düşüren şey, muhtemelen internetin kendisi kadar eskidir. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bu kişilikle ilgili olarak yapılan araştırmada bazı cevapların bulunduğu bir sorundur: Narsisistler ve dışadönükler, Facebook’daki diğer kişilik türlerinden daha fazla kendi reklamlarını yapmaya yatkındır (Carpenter, 2012).

Fakat iyi bir sosyal psikoloğun size anlatacağı gibi, insanların böyle davranmasına sebep olan şey sadece kişilik değildir. İnsanlar ayrıca sosyal uyaranlara tepki olarak da davranış gösteriyorlar (Lewin, 1936). Bu blog yazısında, ABD ve Japonya’dan edinilen bazı güncel verileri kullanarak, farklı sosyal çevrelerin aslında Facebook’daki kişileri bu ortamlara adapte olabilmesi için stratejik olarak teşvik etmesine (ya da etmemesine) yöneltebileceği fikrini sunacağım.

Bir Bağlam İçinde Kendi Reklamını Yapma

Uzunca bir süre sosyal psikologlar, kendini ifade etmeyi insanların stratejik olarak yaptıklarını savunmuştur (Goffman, 1959). Doğru şeyleri doğru insanlara söyleyin; arzu edilen diğer kişilerle bağlantıları artırma ihtimalinizi artıracaksınız. Kendi reklamını yapmak da bunun bir parçasıdır: insanlara sizin ne kadar harika olduğunuzu duyurarak arzulanan insanlar tarafından seçilme şansınızı artıracak ve zaten sahip olduğunuz arzulanan ilişkileri sürdüreceksiniz.

Ancak, burada yine de bir aldatmaca var. Yeni insanlarla tanışmak ve mevcut ilişkileri kesmek için nispeten az fırsatınızın olduğu bir toplumda yaşadığınızı hayal edin. İlişkiler uzun süren ve değiştirilmesi zor olan bir konumdadır. İster inanın ister inanmayın, yüksek nüfus yoğunluğuna rağmen, Japon toplumunun bu tür bir toplum olduğu görülüyor: Japonya, ABD gibi Kuzey Amerika toplumlarıyla karşılaştırıldığında, ilişkilerin hareketliliğinin (yani, ilişkisel hareketlilik) düşük olduğu bir toplumdur. (Yuki & Schug, 2012).

Japonya gibi düşük ilişkisel hareketliliği olan bir toplumda, herkese ne kadar iyi olduğunuzdan bahsetmenin, ilişkisel bir strateji olarak sınırlı bir değere sahip olma ihtimali bulunduğunu iddia ediyorum; bu durum kıskançlığı ve rekabeti teşvik edebilir, kişilerin uzun süren ve zorla değiştiren ilişkileri arasında uyumsuzluk yaratabilir. Bunun yerine doğrudan referansları en üst düzeye taşıyın. Buna göre, Japonya’daki insanların Facebook’ta nispeten daha düşük düzeyde kendi reklamlarını yapma davranışı göstermelerini beklemek adildir.

Öte yandan, aktif öz-tanıtım, ABD gibi yeni ilişki edinme fırsatı ve özgürlük bolluğu bulunan, yüksek ilişkisel hareketliliğe sahip toplumlarda daha mantıklı olur. Böyle, ilişkisel olarak rekabetçi bir toplumda, arzu edilen ortakları çekmek ve tutmak için uyumsal stratejiniz ne olmalıdır? Bu strateji, hem arzuladığınız ilişkilerin tutulması hem de diğerleri tarafından bulunma şansınızı artırmak için, sahip olduğunuz şeylerin reklamını yapmaktır. Dolayısıyla, mantığı takip ederek, ABD’deki Facebook kullanıcılarının nispeten kendi reklamını yapma davranışına daha yatkın olmasını beklemeliyiz.

Kendi Reklamını Yapma: Sosyal Çevrenin Gücü

Japonya’daki araştırma laboratuvarında, Japon ve Amerikalı Facebook kullanıcıları hakkındaki beklentilerimizin doğrulanabilir olup olmadığını öğrenmek istedik; bu nedenle, son zamanlarda her ülkeden neredeyse 100 Facebook kullanıcısı olan bir internet anketi yaptık. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bizim öngörümüzü doğruladı: ABD’deki Facebook kullanıcıları, Japon kullanıcılarının yaptığı gibi Facebook’da kendilerini daha fazla tanıtma eğiliminde. Ancak daha da önemlisi, kendi reklamını yapma davranışındaki farklılık kısmen ilişkisel hareketliliğin farklılıklarına bağlıydı.

Yani, ABD’de (yüksek ilişkisel hareketlilik toplumu), yeni arkadaşlarla tanışmak ve yeni arkadaşlar edinmek için bol fırsatlar varsa, insanlar kendilerini Facebook’ta kısmen güncel tutabilir ve arzulanan yeni ilişkileri çekebilirler. Bununla birlikte, Japonya’da düşük ilişkisel hareketlilik söz konusu olduğunda, Facebook kullanıcıları açık bir şekilde kendini tanıtma işlemini geri alabilirler, çünkü 1) yeni arzulanan ortakları çekmek için fırsatlar ilk etapta daha az yaygındır ve 2) uzun süren ilişkilerdeki kendini açık şekilde tanıtma, uyuşmazlığa sebep olur.

Sonuç olarak, Facebook’da ne tür insanlar kendini reklamını yaparlar? Verilerimize göre, ilişkisel olarak daha hareketli bir toplumda (ABD gibi) yaşayan insanlar Facebook’ta kendilerini daha fazla tanıtma eğilimi gösterebilir. Neden? Doğal olarak daha parlak ve gururlu oldukları için değil. Kendi reklamını yapma, sadece ilişkisel başarı için fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak için iyi bir strateji olabilir.

Yazan: Robert Thomson
Çeviren: İlknur Aktulan
Kaynak: in-mind

Referanslar

– Carpenter, C. J. (2012). Narcissism on Facebook: Self-promotional and anti-social behavior. Personality and Individual Differences, 52(4), 482–486.
– Goffman, E. (1959). The Presentation of Self in Everyday Life. Anchor.
– Lewin, K. (1936). Principles of Topological Behavior. New York: McGraw-Hill.
– Yuki, M., & Schug, J. (2012). Relational mobility: A socio-ecological approach to personal relationships. In O. Gillath, G. Adams, & A. D. Kunkel (Eds.), Relationship science: integrating evolutionary, neuroscience, and sociocultural approaches (pp. 137–152). Washington, D.C.: American Psychological Association.

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.

Bizi takip edin