Borderline kişilik bozukluğu (Sınırda Kişilik Bozukluğu), çoğunlukla hem bu bozukluğa sahip olanlar hem de çevrelerindeki insanlar için yıkıcı bir zihinsel sağlık durumudur. Borderline Kişilik Bozukluğu, öncelikle, duygusal düzensizlikle tanımlanan bir bozukluktur. Kişi ya siyah ya beyaz düşünür. Arada başka herhangi bir seçeneğin olabileceğini düşünemez, reddeder ve çalkantılı ilişkiler yaşar. Ayrıca ruh halindeki yaygın istikrarsızlık, kişiler arası ilişkiler, benlik imgesi, kimlik, davranış ve bireyin benlik duygusunda bir bozulma ile tanımlanır.

Sınırda kişilik bozukluğu tanısı konulan insanlar hem iç ve hem de dış olmak üzere bir kargaşa dünyasında yaşarlar. Duygularını düzenlemede güçlük çekerler ve çoğu zaman ani değişiklikleri içeren ruh halindedirler. Kendi görüntülerini çarpıtırlar ve temelde değersiz, kötü ve zarar görmüş hissederler. Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar sevgi dolu bir ilişki için özlem duyarken, genellikle öfkeli dürtüsellik, fırtınalı tutkunluk ve sık rastlanan ruh hali değişkenlikleri onları başka yerlere yönlendirir. Borderline kişilik bozukluğu olanların maruz kaldığı rahatsızlıklar iş, ev ve sosyal ortamlarda istihdam edilebilirlik ve ilişkiler de dahil olmak yaşamın psiko-sosyal yönlerinin birçoğu ya da tamamı üzerinde geniş kapsamlı ve yaygın bir olumsuz etkiye sahiptir. Daha da fazlası, bu bozukluğa sahip olanlar, davranışları ve ruh halleri dolayısıyla, toplum tarafından dışlanabilir.

Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar istikrarsız ilişkilere, son derece tepkisel, yoğun ruh haline ve dürtüsel davranışlara sahiptir. Bu bozukluğa sahip olan kişiler arasında intihar oranı yüksek olmasına rağmen, hedef intihar değildir.

 Teşhisi

Zihinsel bozuklukların teşhisi için araştırma yapan klinisyenlerin yaygın olarak kullandığı Amerikan Psikiyatri Birliği Kılavuzu Zihinsel Bozuklukların Teşhis ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-IV-TR) şöyle tanımlar: Borderline kişilik bozukluğu, erken yetişkinlikte başlayan ve çeşitli bağlamlarda bulunan kişilerarası ilişkilerin, öz farkındalığın ve etkilerinin ve ayrıca belirgin dürtüselliğin istikrarsız bir modelidir.

İşaretleri ve Semptomları

Depresyon ya da bipolar bozukluğu olan bir hasta tipik olarak haftalarca aynı ruh halini sürdürürken, sınırda kişilik bozukluğu olan bir kişide, yalnızca birkaç dakika, bir saat ya da en fazla bir gün sürebilecek yoğun bir depresyon, kaygı ya da öfke görülebilir. Bunlar, kendine zarar verme atakları, dürtüsel saldırganlık ve ilaçların kötü niyetle kullanımı ya da alkol bağımlılığı ile ilişkili olabilir.

Biliş alanında güçlükler ve benlik duygusu, uzun vadeli hedefler, kariyer planları, işler, cinsel kimlik, cinsel yönelim, dostluklar ve değerlerde hızlı değişikliklere neden olabilir. Bazen, bu bozukluğu olan insanlar kendilerini özde kötü ya da değersiz görürler. İnsafsızca yanlış anlaşılmış, hor görülmüş, yoksun ve kim olduklarına ilişkin çok az fikirleri olduğunu hissedebilirler. Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar daha çok kendilerini soyutlanmış ve sosyal destekten yoksun hissettiklerinde, bu tarz akut belirtileri gösterirler ve yalnız kalmaktan kaçınmak için çılgın çabalara neden olabilir. Bu bozukluğa sahip olan insanlar, son derece dengesiz olan sosyal ilişki kalıplarına sahiptir. Ailelerine, arkadaşlarına ve sevdiklerine yönelik yoğun ama fırtınalı bağlılıklar geliştirebilirlerken, idealleştirme değer düşürümüne dönüşebilir. (Büyük beğeni ve sevgiden, yoğun kızgınlık ve hoşlanmamaya geçebilir.) Bu nedenle, herhangi birine karşı ani güven ve bağlılık geliştirebilir, ancak diğerlerinin hafif görebileceği bir ayrılma ya da çatışma olduğunda, bağlanma ve güven duygularını kaybedebilir ve geri çekilebilir veya kızabilir.

Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar, derin bir terkedilme korkusu yaşarlar. Bu durum, eşlerinin yanı sıra, aile üyeleri, sağlık uzmanları ve arkadaşları ile olan ilişkilerinde de ortaya çıkabilir. Sosyal kabul için yarış içindedirler, reddedilmekten korkarlar ve samimi bir ilişki bağlamı içinde bile sıklıkla kendilerini yalnız hissederler. Bu nedenle, romantik bir ilişkinin normal inişlerini ve çıkışlarını yönetmek, onlar için daha zordur. Dürtüsel, kendini yıkıcı davranış, yalnız başına olmak korkusu ile yükselen kaygıyı gidermek için bir girişim olabilir. İntihar girişimleri ya da kendine zarar verme, terkedilme veya hayal kırıklığı algısıyla birlikte gelişen öfke nedeniyle olabilir.

Duygusal düzenlemeyle ve bazı sosyal sınırların korunmasıyla ilgili zorlukların bir sonucu olarak, borderline kişilik bozukluğu olan insanlar bazen, karşılıklı hayranlığın gerçekdışı yükseklikte seviyeleriyle beliren, başkaları ile hızlı ve görünüşte derin bağlantılar kurabilirler. Başkaları tarafından ezilebilir ya da kullanılabilirler. Bu tür ilişkilerin doğasında olan değişkenlik ve Borderline kişilik bozukluğu olan kişi için çözümlenmemiş konular nedeniyle (özellikle güven ve özsaygı konularında), aleni saygısızlıklara karşı sert tepki vermeye ve aşırı olumlu bakış açılarını tersine çevirmeye eğilimlidirler. Bu, başkaları tarafından beklenmedik bir düşmanlık veya ihanet olarak görülebilir ve borderline kişilik bozukluğu olan kişi için, kafa karıştırıcı ve acı verici olabilir.

Borderline kişilik bozukluğu olan insanlar, aşırı harcama, kumar, aşırı yemek ve tehlikeli seks gibi dürtüsel davranışlar sergilerler. Borderline kişilik bozukluğu özellikle bipolar bozukluk, depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanımı ve diğer kişilik bozuklukları gibi başka zihinsel bozukluklarla birlikte görülür. Bu bozukluğa eşlik eden depresyon, kişinin ciddi acı çekmesine ve intihar girişimlerine neden olabilir.

Sebepleri ve Etkileri

Kişilik bozuklukları muhtemelen hem çevresel hem de biyolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Araştırmacılar, genel olarak borderline kişilik bozukluğunun, bireysel genetik yatkınlık, çevresel stres, çocuklukta yaşanan ihmal veya istismar ve ergenlik ya da yetişkinlikte olgunlaşma süreci olaylarını içeren bir kombinasyonun sonucu olduğuna inanırlar.

Şizofreni veya bipolar bozukluk (manik depresif hastalık) daha az görülürken, Amerika Birleşik Devletleri nüfusunun %2sini ve hatta bazı tahminlere göre %10-%14 gibi yüksek oranını etkileyen borderline kişilik bozukluğu, daha yaygındır. Borderline kişilik bozukluğu tanısında kadınlar, erkeklere oranla üç kat fazladır. Borderline bozuklukların kadınlarda artan sıklığının nedeni, genetik veya hormonal etkilerle ilişkili olabilir, ancak çocukluk döneminde ensest deneyimlerin görülme sıklığının da bir sonucu olabilir. Ensestin, kadınlarda erkeklerden ziyade on kat daha fazla gerçekleştiğine inanılmaktadır ve bu oranın tüm kadınların dörtte biri olduğu gibi ciddi bir orana kadar çıktığı tahmin edilmektedir. Bu kronik ya da periyodik mağduriyet ve bazen acımasızlaşma, daha sonra ilişkilerin bozulmasına ve erkeklere karşı güvensizlik duygusuna, cinselliğin ilk sırada yer almasına, cinsel sapkınlığa ve cinsel bağımlılığa, cinsel tutukluluğa, derin yerleşmiş depresyona ve ciddî şekilde hasar görmüş benlik bilincine neden olabilir.

Pek çok çalışma, çocuklukta yaşanan istismar ve borderline kişilik bozukluğu gelişimi arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Borderline kişilik bozukluğu olan bir çok kişi, çocukken cinsel istismara uğramak, ihmal ve ayrılık öyküleri olduğunu bildirmişlerdir. Ebeveynlerin (hem annenin hem babanın) çocuklarından duygusal olarak uzak oldukları ve çocuklarına karşı tutarsız davranışlarda bulundukları belirtilmiştir. Buna ek olarak, daha önce bir kadın bakıcı tarafından ihmâl öyküsü bildiren ve erkek bakıcı tarafından istismar edilen borderline kişilik bozukluğu olan kadınların, bakıcı olmayan biri tarafından (yani ebeveyni dışında) cinsel istismara uğrama riski daha yüksektir.

Uzmanlar ayrıca, sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerin endişelerini veya ruh hallerini düzenleme zorluklarının kalıtsal olabileceğini öne sürmüşlerdir. Kayıplara karşı daha savunmasız ya da strese karşı daha hassas olabilirler. İkizler ve aileler üzerinde yapılan bazı çalışmalar, kişilik bozukluklarının kalıtsal olabileceğini öne sürer.

Bazı araştırmalar, duygu düzenlenmesi, dürtüsellik ve saldırganlıkla ilgili beynin belirli alanlarındaki değişiklikleri gösterir. Buna ek olarak, serotonin gibi ruh halinin düzenlenmesine yardımcı olan bazı beyin kimyasalları düzgün çalışmayabilir.

Tadavisi

Kişilik bozukluklarının psikolojik tedavisiyle ilgili geleneksel olarak şüpheler olsa da, borderline kişilik bozukluğu için, bir takım spesifik psikoterapi türü son yıllarda gelişim göstermiştir ve psikoterapi, sınırda kişilik bozukluğunun tedavisinde anahtar görevi görmektedir. Psikoterapi bireysel veya grup bazlı olabilir, oturumlar birkaç ay sürebilir ya da özellikle kişilik bozuklukları için ise, birkaç yıl sürebilir. Tedavide benzersiz zorluklar olabilir. Borderline kişilik bozukluğu, terk edilme korkusu ve korkunun dışavurumu ile ilişkilidir ve hasta, terapistin onu reddetme olasılığından önce, terapisti reddedebilir. İlişkilerinde hassaslık ve çalkantı sergileyenler, aynı şeyi psikiyatrlarıyla da tekrarlayabilirler. Bu bozuklukta yaşanan sorunlar, kişinin başkalarıyla ilişki kurma ve engellerle başa çıkma alışkanlıkları ile ilgilidir. Bu bozukluğu olan insanlar terapisti idealleştirme ya da kolayca sinirlenip silip atma eğilimi gösterirler. Hayal kırıklığı tepkileri abartılıdır. Bu nedenle, bir zihinsel sağlık uzmanıyla sağlıklı bir ilişki sürdürmesi zor olabilir. Bu bozukluk, etkili olabilmek için teknikler kombinasyonunu kullanmak zorunda olan terapistleri test eder.

Bilişsel Davranış Terapisi , zihinsel bozukluklar için en yaygın kullanılan ve belirlenmiş psikolojik tedavi yöntemidir. Ancak, kısmen terapötik bir ilişki geliştirme ve tedavi uyumu geliştirme güçlükleri nedeniyle, borderline kişilik bozukluğunda daha az başarılı olduğu görülmüştür. Son 15 yılda, Diyalektik Davranış olarak adlandırılan yeni bir psikososyal tedavi, borderline kişilik bozukluğunu tedavi etmek için özel olarak geliştirilmiştir ve bu teknik, tedavi çalışmalarında umut verici sonuçlar göstermiştir. Diyalektik davranış terapisi, bilişsel-davranışçı terapi tekniklerinden türemiştir, fakat terapist ve hasta arasındaki, rasyonellik ve duygusallık arasındaki, onaylama ve değiştirme arasındaki (dolayısıyla diyalektik) değişime ve görüşmeye vurgu yapar. Tedavi hedefleri arasında, “kendine zarar verme”nin öncelikli olduğu konusunda anlaşmaya varılmıştır.

(Bu bilgiye psychologistanywhereanytime’dan  ulaşılmıştır ve doktorunuzun veya sağlık uzmanınızın tıbbi tavsiyelerinin yerini alması amaçlanmamıştır. Belli bir sağlık durumu hakkında tavsiye için lütfen sağlık uzmanınıza danışın.)

Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak:psychologistanywhereanytime

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.   

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.