Çocuğun cinsel istismarının her biçimi, çocukların insan haklarının ciddi şekilde ihlalidir. Çocuğun cinsel istismarı Avustralya kanunlarınca bir suçtur ve failleri tarafından gerçekleşen aşırı derecede güven, bakım ve özen yükümlülüğü ihlalidir. Çocuğun cinsel istismarını tanımlayan hak ihlalleri, ortaya çıkan olumsuz, davranışsal ve psikolojik sağlık sonuçlarına kritik bir biçimde bağlıdır. Bu makale, çocukken cinsel istismara uğrayan birçok kurbanın / hayatta kalan kişinin yaşamı üzerindeki derin psikolojik etkilerini iyileştirmek adına gereken olanakları belirlemek için, bu durumun akıl sağlığına etkileri ve belirleyici faktörleri incelemektedir. Makale, Kraliyet Komisyonu’na Avustralya Psikolojik Topluluğu’nun 2013 senesinde Gillard Hükümeti tarafından yayınlanan, Çocuk Cinsel İstismarına Yönelik Kurumsal Yanıtlar konusundaki yanıtını bildirmek üzere görevlendirilen bir literatür taramasına dayanmaktadır

Çocuklukta cinsel istismarın yaygınlığı

Çocuk cinsel istismarı oranlarının, istismarın kapalı kapılar ardından gerçekleşmesi, durumun hassasiyeti ve cezai nitelikleri nedeniyle doğru bir şekilde ölçülmesi zordur. Failler yani istismarcılar genellikle babalar, amcalar, öğretmenler, bakıcılar gibi kurbana yakın ve toplumca güvenilen kişilerdir (Finkelhor, Hammer & Sedlak, 2008). Çocuk cinsel istismarı, fail tarafından cezalandırılma ve intikam korkusu ile bu tür istismarla ilişkili damgalama ve utanç dahil olmak üzere, birçok karmaşık nedenden ötürü genellikle profesyonellere veya yetişkinlere açıklanmaz ve bildirilmez (Priebe & Svedin, 2008).

Çocuk cinsel istismarı ile ilgili global bir meta-analizi, uğradıkları istismarı bizzat kendileri bildiren kişilerin 1,000 kız çocukta 164-197 arası, 1,000 oğlan çocukta 66-88 olduğunu gösteriyor (Stoltenborgh, van Ijzendoorn, Euser, & Bakermans-Kranenburg, 2011). Fleming (1997), Avustralya’da rastgele seçilen 710 kadından oluşan bir topluluk örneğini kullandı. Bu örnekte katılımcıların yüzde 20’sinin çocuklukta cinsel istismarı içeren bir deneyimi olduğunu bildirdi. Hem kadınları hem de erkekleri kapsayan bir başka ulusal anket (Najman, Dunne, Purdie, Boyle, & Coxeter, 2005), kadınların üçte birinden fazlasının ve ortalama altı erkekten birinin çocukken istismara uğradığı sonucunu raporladı. Victoria’da yapılan daha yeni bir araştırma (Moore ve ark., 2010), istismarın yaygınlık derecesinin ergenlik döneminde kızlarda %17, erkeklerde %7 arttığını raporladı. Topluluktaki kadın veya kız çocuğu ile erkek veya oğlan çocuğu örneklerinin katıldığı Avustralya’daki iki araştırmada, kız çocuklarının istismara uğrama olasılığı oranının erkeklere kıyasla iki veya daha fazla olduğu belirtilmektedir.

Uzun süreli zihinsel sağlık sonuçları

Önemli bir araştırma grubu, çocukken maruz kalınan cinsel istismarın beyin gelişimi, psikolojik ve sosyal işlevsellik, öz saygı, zihinsel sağlık, kişilik, uyku ve ortalama yaşam süresi ile madde kullanımı ve kendine zarar verme gibi sorunlar dahil olmak üzere sağlık üzerinde uzun süreli etkiler gösterebileceğini gösterilmiştir. Cinsel istismar genellikle fiziksel, duygusal istismar ile beraber görülür. Stresli ve negatif bir çocukluk deneyiminin ardından istismara uğrayan çocuğun yetişkinlikte zihinsel ve fiziksel sağlığının zayıf olacağını haber verir.

Bununla birlikte araştırma, yetişkinlikteki zayıf akıl sağlığının belirtileri olarak, çocuklukta yaşanan cinsel istismarın yetişkinlikte görülen psikolojik bozukluğun güçlü bir belirleyicisi olduğunu gösteriyor (Kendler et al., 2000). İkiz çalışmalardan elde edilen güçlü kanıt, istismar ve sonraki zihinsel bozukluklar arasında nedensel bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. İkiz çalışmalar genetik ve aile ortamı faktörlerini denetlemektedir ve 2000 yılından beri istismar ile depresyon, panik bozukluğu, alkol bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı, intihar girişimleri ve tamamlanmış intiharlar arasında önemli bir ilişki olduğunu göstermektedir.

1980 ve 2008 yılları arasında yayınlanan meta analizi çalışmaları ve sistematik bir inceleme, çocuk cinsel istismarı da dahil olmak üzere cinsel istismar, anksiyete bozuklukları, depresyon, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), uyku bozuklukları ve intihar gibi ömür boyu görülen çeşitli psikiyatrik bozukluklara konulan tanı oranındaki belirgin artma ile ilişkiliydi. Çocuk cinsel istismarı ve sonradan gelen travma sonrası stres bozukluğu arasında güçlü bir bağlantı bulundu.

TSSB tanısı, çocukken nispeten sınırlanmış istismara maruz kalanlar için uygun olmasına rağmen Herman (1992), yirmi yıl kadar önce bu teşhisinin uzun süreler boyunca tekrar tekrar travma geçiren kişilerin, ergenlik çağında ya da yetişkinlikte yeniden mağduriyet yaşayanların ve tipik olarak birden çok psikolojik rahatsızlık semptomu ve yüksek pskiyatrik rahatsızlık belirtileri gösteren insanların psikolojik tepkilerini yeterince yakalayamadığını savundu. Herman (1992), çocukken yaşadıkları cinsel tacizden kurtulanlar için, uzun süren, tekrarlanan travmanın karmaşık psikolojik sekellerini doğru bir şekilde yakalamanın mümkün olduğu temeline dayanarak, karmaşık TSSB’nun genişletilmiş tanı konseptini önerdi.

İntihar riski: Avustralya araştırması

İstismardan kurtulanlar, intihar riski taşıma, intihar girişimlerine ve düşüncelerine girme riski ile daha yaygın şekilde karşı karşıyadır. Avustralya’da yapılan ve istismara uğramış gençler ile uğramamışları karşılaştıran sonraki bir çalışma (Plunkett et al., 2001), istismara uğrayanların ulusal ölüm oranının 10.7-13.0 katı daha fazla intihar oranına sahip olduğunu bildirmiştir. Ayrıca, cinsel istismara uğrayanların %32’si çocukken intihar girişiminde bulunmuştur ve %43’ü intihar düşünmüştür. Aynı araştırmaya katılan istismara uğramamış katılımcıların intiharı hiç düşünmediği görülmektedir.

Daha yakın tarihli bir Avustralya çalışması bu bulguyu doğrulamakta ve genişletmektedir. Cutajar ve meslektaşları (2010), Victoria Adli Tıp Enstitüsünden 1964-1995 yılları arasında gelen adli kayıtlardan 44 yıl sonrasına uzanan koronyal kayıtlara bağladıkları, çocuklukta cinsel istismardan mağdur olan 2,759 kişiye yönelik bir topluluk çalışması yaptı. Kadın cinsel istismar mağdurlarının genel nüfustaki oranlara kıyasla, 40 kat fazla intihar riski ve 88 kat fazla ölümcül aşırı doz riski taşıdığını tespit ettiler. İlginçtir ki, bu oranlar intihar için olağan cinsiyet modelinin tersine, erkeklerinkinden daha yüksekti.

Uzun dönem zihinsel sağlık sonuçlarının belirleyici faktörleri

Çocuklukta cinsel istismar mağduru olanlar / istismar yaşamaya devam edenler yetişkinlikte zihinsel sağlığın kötüye gitmesi riski ile karşı karşıya iken, önemli bir azınlık da psikolojik rahatsızlıklar gelişmeye devam etmez (Saunders, Kilpatrick, Hanson, Resnick, & Walker, 1999). Kapsamlı bir şekilde bu bulguyu açıklayan iki yaklaşım, araştırmaya bilgi vermiştir: gerçekleşen istismarın niteliğindeki farklılıklar ve olumsuz uzun vadeli zihinsel sağlık sonuçlarının gelişiminde olumlu bir şekilde araya giren veya bunlara olumlu müdahale eden istismar sonrası faktörler.

Cinsel istismarın doğası

Çocukken yaşanan cinsel istismarın bir sonucu olarak yetişkinlikle olumsuz akıl sağlığı sonuçları yaşama olasılığı, bazı istismarcı karakterler yüzünden artmıştır. Büyük ölçekli epidemiolojik çalışmalar zorla yaşanan cinsel ilişki, çoklu failler, akraba tarafından istismara uğramak ve istismarın uzun sürmesi (örneğin bir yıldan fazla süreyle) gibi faktörlerin, daha şiddetli pskiyatrik rahatsızlığa sebep olduğunu ve yetişkinlikte bir pskiyatrik bir tesiste yatılı olma olasılığı yüksek görüldüğünü belgelemiştir.

Pribor ve Dinwiddie (1992), 20 yılı aşkın bir süre önce çocuk cinsel istismarının değişik türlerini giderek artan ciddiyetini araştırdılar ve ensest kurbanlarında yaşam boyu yaygınlık oranı önemli derecede yüksek olan yedi psikolojik bozukluk tespit ettiler. Bunların arasında agorafobi, alkol kullanımı, alkol bağımlılığı, depresyon, panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve sosyal fobi vardır. Bulik, Prescott ve Kendler (2001) aynı zamanda psikiyatrik bozuklukların ve madde kullanımı bozukluklarının, cinsel ilişkiye teşebbüs etme veya ilişkiyi gerçekleştirme, şiddet kullanma veya tehdit ve akraba tarafından istismar edilme gibi istismar çeşitleriyle ilişkili olarak geliştiğini doğrulamıştır. Erken yaşta başlayan daha şiddetli ve kronik istismarın, fiziksel ve psikolojik bölünme semptomları geliştirme riskini de arttığı rapor edilmiştir.

İstismar sonrası bağlayıcı faktörler

Belirli olumlu ve olumsuz faktörlerin çocuklukta cinsel istismar sonrası ortaya çıkması ve yetişkin zihinsel sağlık sonuçlarına aracı olması olasıdır.

Başa çıkma stratejileri

İstismar sonrası hayatta kalanlar tarafından kullanılan özel başa çıkma stratejileri, olumlu ya da olumsuz bir şekilde, uzun vadeli psikolojik sonuçları haber verebilir .Genel olarak, duyguları dile getirmek ve durumu iyileştirmek için gayret sarf etmek gibi olumlu, yapıcı başa çıkma stratejileri, daha iyi uyum sağlama ile ilişkilidir (Runtz & Schallow, 1997; Tremblay, Hebert ve Piche, 1999) ve kendine zarar veren veya sakıngan davranışlara girmek de dahil olmak üzere olumsuz başa çıkma stratejileri uyum sağlayamama ile ilişkilidir (Merrill, Thomsen, Sinclair, Gold ve Miller, 2001). Bununla birlikte, hayatta kalanlar tarafından kullanılan başa çıkma stratejileri, bir dereceye kadar çocukların üzerinde kontrolünün az olduğu ya da hiç olmadığı sosyal ya da maddi kaynakların mevcudiyetine bağlıdır.

Ek olarak, kullanılan negatif veya haksız başa çıkma stratejilerinin sayısı, yetişkinlikte yeniden cinsel mağduriyet olasılığını öngörür (Filipas & Ullman, 2006). Bu, çocuklukta yaşanan cinsel istismar, negatif başa çıkma stratejileri ve yetişkinlikte olumsuz psikolojik sonuçlar arasındaki bağlantının tekrar eden cinsel mağduriyet ile güçlendirildiğini kuvvetli bir şekilde göstermektedir.

Tekrar eden mağduriyet

Çocuklukta yaşanan cinsel istismar, daha sonra yaşanabilecek aile içi şiddet ve ergenlik ile yetişkinlikte yaşanabilecek cinsel şiddet riskinin yüksek olması ile ilişkilidir (bakınız, örneğin, Classen, Palesh, & Aggarwal, 2005). Tecavüz veya diğer cinsel istismar / saldırıları içeren cinsel mağduriyet, yetişkinlikte daha kötü psikolojik sağlık riski doğurmaktadır. Bazı çalışmalar, cinsel olarak mağdur olan kadınların revize edilmemiş muadilleriyle karşılaştırıldığında, yetişkinlikte daha ciddi psikolojik rahatsızlık belirtileri gösterdiğini doğrulamıştır.

Sosyal destek ve ifşaya tepki

Sosyal desteğin ve diğer sosyokültürel faktörlerin katkısına duyulan artan ilgi, çocuklukta şiddet sonrasında erişkinlikte yaşanan patlamalara aracılık edebilecek, pek çoğu ifşa edilen istismara verilen tepki ile ilişkili olan, sosyokültürel faktörlerin araştırılmasına neden olmuştur.

Cinsel istismarın ifşasında gecikmesi, çocuğa zararlı olan diğer gecikmelerle kaçınılmaz olarak ilişkilidir. Buna, çocuğun daha fazla mağdur olmasını önlemek için uygun araçların yerleştirilmesinde gecikme, gerekli psikolojik ve fiziksel sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere alınan faydalı yardımların ertelenmesi, tazminat ödenmesinde gecikme ve adaletin ertelenmesi de dahildir. İstismar ifşa edilmediği takdirde, olumsuz sağlık sonuçlarının çoğalması ve şiddetlenmesi daha olasıdır. Diğer taraftan, cinsel saldırı gerçekleştikten sonraki bir ay içinde ifşa olduğunda, TSSB oranları ve majör depresif ataklar da dahil olmak üzere erişkin yaşantısında görülen psikososyal güçlükler daha düşük riskle ilişkilendirilir (Ruggiero et al., 2004).

Bununla birlikte, istismarı ifşa etme deneyimleri tek biçimli değildir ve olumlu veya olumsuz olup olmadıkları, istismarın açıklandığı kişinin tepkilerine bağlıdır. Ne yazık ki, açıklama konusundaki olumsuz tepkiler yaygın olup hem ikincil travma oluşturmaktadır hem de daha yetişkinlikte daha zayıf psikolojik sonuçlar ile ilişkilenmektedir (Ullman, 2007). İnanılmamak, suçlanmak, yargılanmak, cezalandırılmak ve desteklenmemek olmak üzere bu tür tepkilerin hepsi, orijinal istismarın etkisini şiddetlendirebilir ve özellikle fail akraba olduğunda, TSSB semptomlarının artması da dahil olmak üzere psikolojik sıkıntı riskini artırabilir.

İfşanın spesifik özellikleri, psikiyatrik bozuklukların gelişimine karşı koruyucu görünmektedir. Bu bulgu, çocuğun güvendiği kişi tarafından gerçekleşen etkili eylem ile gelen sosyal desteğin önemini vurgulamaktadır. Birinin etkilendiği derecenin, istismarın şiddetinin çeşitli göstergelerini yansıtması, aile ilişkilerinin gücü ve hayatta kalan kişinin öz saygısı gibi karşı savunma faktörleri içermesi muhtemeldir. Rahatsız edici olmayan bir ebeveyni ile sıcak ve destekleyici bir ilişki gibi bir faktör, çocuk cinsel istismarı ve daha düşük seviyedeki istismarla ilişkili stres sonrasında çabuk iyileşme gücü ile fazlasıyla şekilde ilişkilidir.

Çocuklukta Cinsel İstismar Konusunda Eğitim

Çocuklukta cinsel istismar konusunun psikoloji eğitiminde ihmal edildiği ciddi bir endişe meselesidir. Psikologlar, istismar sonrası hayatta kalanlarla çalışmak için uygun bilgi ve beceriden yoksun olduklarında, hem hastalar hem de kendilerini riske atabilir ve istenmeyen zararlara neden olabilirler. İstismara yönelik eğitim, psikoloji programlarında istismarın psikolojik sonuçlarına dair kanıtların yanı sıra, mağdurların tedavisinde zihinsel ve duygusal zahmete dayalı çalışmalar yapmak için gerekli becerilerin öğrencilere kazandırılması için acilen gereklidir. Hayatta kalanlar, işe yarayan birçok alanda kronik, karmaşık problemlere sahip olabilirler ve bu problemler, ağrı sendromları ile alkol, tütün ve uyuşturucu kullanımı ve benzeri yüksek riskli sağlık davranışları gibi fiziksel sağlık sorunlarıyla çakışabilir. Dikkatli bir şekilde uzun vadeli psikolojik bakıma ihtiyaç vardır. Hayatta kalanlar bir dizi psikologdan yardım isteyebileceği için, tüm psikologların çocuklukta cinsel istismarın büyüklüğü ve psikolojik sonuçları konusunda eğitim alması önemlidir.

Çocuklukta cinsel istismarın duygusal etkileri ve travma ile ilgili müdahalelerde deneyim hakkında daha derinlemesine bilgi edinmenin yanı sıra, lisans üstü kurslar, hastaların travmatik materyaline maruz kalmanın psikologları da nasıl da travmatize edebileceği konusunda uygulayıcılar hazırlamalıdır. Psikologlar cinsel istismardan sonra hayatta kalanlarla çalışırken psikolojik bakımdan sağlıklı kalmak için, ikincil travmatik stresin semptomlarını tanımak ve istismardan kurtulanlar ile çalışma ile ilgili stresin yönetilmesine yardımcı olacak, kişisel bakım stratejileri ve destek sistemleri geliştirmelidirler.

Günümüzde hayatta kalanlarla çalışan çoğu psikolog, mezuniyet sonrası veya kendi uzmanlık alanındaki atölye çalışmalarına katılarak, kendi inisiyatifinin bir sonucu olarak bilgi ve becerilerini “iş başında” edinmiştir. Bilinmeyen sayıda kayıtlı psikolog, çocuklukta cinsel istismar konusunda herhangi bir eğitime sahip olmayabilir. Bunun için daha sistematik ve sürekli bir eğitim programı mevcut ve erişilebilir olmalıdır, böylece tüm psikologlar en azından çocukken cinsel istismarı deneyimlemiş bireylere  ‘zarar vermemek’ için donanımlı olurlar.

Psikolojik uygulamaya için öneriler

Cinsel istismardan kurtulanlar için bir tedavi planı geliştirmede gerekli bir ilk adım, bilgilendirmeyi kolaylaştırmak ve kapsamlı bir travma öyküsünün nasıl alacağını bilmektir. Bir psikologun istismarı yaşayan kişinin deneyimi dile getirmesine vereceği tepkinin, kurbanların tedaviyi sürdürmeleri veya aniden sona erdirip terk etmeleri üzerinde büyük bir etkisi olacaktır. Güvensizlik, suçlama veya yargıya dair herhangi bir ipucunun, istismar mağdurunun ona inanılacağına dair zayıf umudu kırması muhtemeldir ve istismarın tamamı ve sonrası çalışmanın acı verici görevini üstlenmek güvenlidir. Açıklamaya verilen cevap olumsuzsa, kurtulan bir kişinin tekrar denemek istemesi yıllar alabilir ve bu arada istismarın psikolojik yükü ve etkileri çoğalabilir. Sessiz kalma ve istismarı gizli tutma çabası son derece yalıtkandır ve potansiyel psikososyal destek yollarına erişimi keser.

Örneğin, psikologların, TSSB tedavisi için uzatmalı bir terapi hakkında bilgi sahibi olmalarının, kurbanlara etkili tedavi sunmak için yeterli olacağını varsaymaları hata olabilir. Çocuklukta yaşanan cinsel istismar ile ilişkili travmatik stres semptomlarının ötesinde, hayatta kalanlar sıklıkla diğer birçok sıkıntıyla uğraşırlar. Bunlar çoğunlukla kendilerine çocuklar gibi bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin yaşattığı derin güven ihanetiyle ilgilidir. Bu ihanet, kalıcı olumsuz kişisel algıların, başkalarına ve kendi kararlarına güvenmede güçlük yaşamanın ve yetişkinlikte güvensiz ve tatmin edici olmayan ilişkilere sebep olan utanç ve içten içe çekingenlik duygularını sürdürmesini sağlayabilir. Benzer sorunlar, hasta-psikolog etkileşiminde güçlü tedavisel bir ittifak kurmaya veya uygun sınırları korumayı zorlaştırmaya neden olabilir.

Çocuklukta yaşanan cinsel istismar, Zihinsel Sağlık Bakımı Girişimi girişimi kapsamında desteklenen ve 10 oturumda tedavi edilebilen, depresyon gibi tek bir rahatsızlığa neden olmaz. İstismardan kaynaklanan bozuklukların kronikliği ve karmaşıklığı daha uzun süreli akıl sağlığı bakımı gerektirir. Medicare kapsamındaki mevcut sistemin, belki de toplumun en büyük oranda görülen ve psikolojik açıdan savunmasız grubu olan çocuklukta cinsel istismardan sağ kurtulanlarının, zihinsel sağlık bakım ihtiyaçlarını karşılamaya gösterdiği uygunluk çok zayıftır.

Sonuç

Kraliyet Komisyonu, çocukken yaşanılan cinsel istismardan sonra sağ kalanlar üzerindeki kalıcı, zararlı ve çok yönlü etkilerini ve istismarın gerçekleştiği kurumların müdahalede başarısız olmasını yakından incelemek ve için zamanlı bir fırsat sağlamıştır ve bu travmatik deneyimlerin iyileşmesinde en çok hayatta kalanlara sağladıkları yardımların faydalı olacağına inanmıştır. Psikolojinin bu sürece katkıda bulunması gereken çok şey vardır ve mevcut en iyi psikolojik kanıtın, son derece rahatsız edici çocuk cinsel istismarı olgusunu ele almayı ertelemek olduğundan emin olunmuştur.

Yazar: Prof. Jill Astbury
Çevirmen:
Özlem Zeytin

Kaynak: psychology

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.