Sadece kötü bir zaman geçiren bir arkadaşa ya da kasırga mağdurlarına, yani başkalarının acısına karşı empati hissetmek bizi insan yapan şeyin önemli bir parçasıdır.  Ancak yeni bir araştırmaya göre empati, sağlığınız için tehlikeli olabilir.

Pennsylvania Üniversitesi’nden Anneke E. K. Buffone önderliğindeki araştırma, acı çeken kişinin perspektifine girdiğimizde, kendi sağlığımızı olumsuz etkileyebilecek fizyolojik bir tepkiye sahip olduğumuzu buldu. Fakat üzülen kişinin nasıl hissettiğini düşünmek, aslında sağlığı geliştiren bir tepkiye de neden olabilir.

Buffone, “Bu, başkasının ayakkabısını giymemizin zararlı olabileceğinin ilk fiziksel kanıtıdır” dedi.

Çalışma, acı çeken insanlara “yardımcılar” rolü verilen 200’den fazla üniversite öğrencisini içeriyordu. “Yardımcılar”ın tansiyon, kalp atış hızı, hormon stres düzeyleri  ve diğer psikofizyolojik tepkileri izlendi. 

Katılımcılar, güya çalışma ortakları tarafından yazılmış olan empatiyi tetikleyen metinleri okumak zorundaydı. Bunlar, sıkıntılı bir geçmişten gelen ve  son zamanlarda meydana gelen bir trafik kazasıyla ilgili maddi sıkıntılar yaşarken, aynı zamanda küçük kardeşine kendi başına bakmak zorunda kaldığı için sıkışmış bir insanın hikayesiyle ilgiliydi.

Deneklerin, yararlı öneriler içeren bir video mesajıyla partnerlerine cevap vermeleri istendi. Araştırmacılar, soruları üç farklı biçimde sorarak, farklı empati türlerini uyandırmak istiyorlardı. Bir gruba, o kişinin nasıl hissediyor olabileceği soruldu. Diğer bir grup ise, söz konusu kişiyle aynı deneyimleri yaşamış olsalardı, kendilerini nasıl hissedecekleri sorusuna yanıt vereceklerdi. Kontrol grubuna tarafsız ve olabildiğince objektif kalmaları talimatı verildi.

Bilim insanları, bu yardım hareketinin katılımcı gruplar arasında farklılık yaratan bir fizyolojik değişikliğe neden olduğunu keşfetti. Kendilerini acı çeken kişinin yerinde düşünmek zorunda kalan grup, sanki tehdit edilmiş gibi ”savaş ya da kaç” tepkisini gösterdi. (“fight or flight response” Strese tepki olarak vücut sistemlerini harekete geçirmek için sempatik sinir sistemi tarafından başlatılan kalp atış hızı, arteriyel kan basıncı ve kan şekeri artışları gibi bir dizi fizyolojik değişiklik.) Acı çeken kişinin duygularını hayal etmek zorunda kalmış olan grup, sanki yönetilebilir bir sorunla karşı karşıya kalmış gibi davranıyordu.

“Klasik anoloji, bir sınava giriyor. İkisinden biri; ya sende varmış gibi hissedeceksin ya da sende yokmuş gibi. Eğer yoksa, tehdit durumu olduğunda sizi zorlayan bir soru ile karşı karşıya kalırsanız, sıcaklaşırsınız, terlersiniz ve düşünemezsiniz. Eğer buna sahipseniz, sakin olursunuz. Kalbiniz hâlâ vuruyor olabilir ve hızlı yazıyor olabilirsiniz, ancak yine de güvende hissedersiniz. Durumu biraz daha mesafeli değerlendirdiğimizde, endişe, şefkat ve yardım etme isteği hissedersiniz, ama başkasının ne hissettiğini tam olarak hissedemezsiniz.” diye açıklıyor Buffone.

“Savaş ya da kaç” tepkisi veren kişiler, kardiyovasküler sorunlar gibi sağlık sorunlarına yol açabilecek stres hormonu kortizolünün kronik aktivasyonuna yakalanma riskini taşır. Buffone’nın belirttiğine göre, önemli olan empati türlerindeki farkı tanımaktır. (Özellikle sağlık endüstrisinde çalışan ve her gün acı çeken insanlarla karşılaşan uzmanların sağlığı için önemli bir bilgidir.)

Washington’da bulunan Wisconsin Üniversitesi’ndeki Psikoloji ve Psikiyatri Profesörü Richard Davidson, Washington Post’a şunları söylemiştir:

“Empati üzerine yapılan nörobilimsel araştırmalar göstermiştir ki, acı çeken, endişeli ya da depresyonda olan biriyle empati kurarsanız beyniniz empati kurduğunuz kişinin beyni gibi benzer devrelerin aktivasyonunu gösterecektir.”

Yale Psikoloğu Paul Bloom, Big Think ile yaptığı röportajda ve “Against Empathy” adlı son kitabında, bizi duygular yerine eyleme ihtiyaç duyan durumlara çok yaklaştırırsa, empatinin,  iyilikten çok zarar vereceğini iddia etmiştir. Acı çeken biriyle karşılaşıldığında, empati yerine şefkat göstermenin daha akılcı bir duygusal seçim olduğunu savunmuştur.  

Yazar: Paul Ratner
Çevirmen: Gözlem Küçük
Kaynak: bigthink

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.