Beatles’ın çoğu şarkısı, çoğu pop şarkısı gibi aşk ile ilgilidir. Ancak grubun müziği geliştikçe, temaları “She loves you yeah, yeah, yeah,” ve “I want to hold your hand” in ötesine geçmiştir. En iyi şarkılarından bazıları açığa vurur, resmini çıkarır ya da daha felsefi fikirleri ifade eder.

1-Can’t Buy Me Love

“Can’t Buy Me Love” (Aşkımı Satın Alamazsın) ruh için iyi olana kıyasla filozofun maddi servete olan geleneksel ilgisizliğinin klasik bir ifadesidir. Sokrates‘in gerçek ve erdemle “aşktan” (şarkıda düşünülen saflıkta Platonik değil) daha çok ilgilendiği doğrudur. Paul sonraki şöhret ve servet tecrübeleriyle “money can buy me love” (Para aşkımı satın alabilir) olarak söylenmesi gerektiğini belirtmişti. Yine de temel düşünce, “I don’t care too much for money, money can’t buy me love” (Çok fazla para umrumda değil, aşkımı satın alamazsın) antik çağlardan günümüze birçok filozof tarafından desteklenir.

2-A Hard Day’s Night

Karl Marx “A Hard Day’s Night”ı beğenirdi. “Yabancılaşmış emek” hakkında yazan Marx, işçinin evde yalnız başına nasıl olduğunu anlatır. İşçi işinin başındayken, kendisine değil, söylenen her şeyi yapmak zorunda bırakılan bir hayvanın seviyesine indirgenmiştir. Şarkının ortasındaki harika “ooowwwwww”, her gün “köpek gibi çalışan” biriyle ya da bir hayvanın uğultusu ile yalnız kalmak gibi bir çığlığı ifade edebilir.

3-Nowhere Man

“Nowhere Man” (Hiçbir Yer Adamı), modern dünyada amaçsızca sürüklenen ve bu dünyadan kopan birinin klasik bir tarifidir. Nietzsche, “Tanrı’nın Ölümü”nden sonra anlam kaybına karşı uygun bir tepki olarak bir paniğe neden olabileceğini düşünmüştür. Fakat “Nowhere Man” yalnızca bitkin hissediyor gibi görünüyor.

4-Eleanor Rigby

Modern kapitalizm toplumu, yaygın bir bireycilik ile karakterizedir ve bireycilik neredeyse kaçınılmaz olarak dışlanmışlık ve yalnızlık üretir. Bu McCartney şarkısı, başkalarının evlenmesine tanık olan, ancak hayatının sonuna kadar kendi başına yaşayan bir kadının yalnızlığını yakalamaktadır; dostu olmayan bu kadının cenazesinde hiç kimse yoktur. “Eleanor Rigby” şu soruyu gündeme getiriyor: “Tüm bu yalnız insanlar nereden geldiklerini söylüyorlar?” Birçok sosyal kuramcı, onların rekabetten ve ticaretten topluma göre daha fazla endişe duyan bir sistem tarafından üretildiğini söyler.

5-Help

“Help”, başkalarına ne kadar ihtiyacı olduğu konusunda gençliğin kör güveninden, daha dürüst ve yetişkin bir tanıma geçiş yapan birisinin güvensizliğinin yürek burkan ifadesidir. “Eleanor Rigby” nin üzgün olduğu yerlerde, “Help” acı çeker. En dipte ise bu, benlik bilinci ve yanılsamaların atılmasıyla ilgili bir şarkıdır.

6-With A Little Help From My Friends

Bu şarkı yelpazenin “Help”e göre ters ucundadır. Sevindirici melodisi ile “With A Little Help From My Friends” (Arkadaşlarımın birazcık yardımıyla), arkadaşları olan birinin güvenliğini ifade eder. Şarkıda kişi hiçbir yetenek veya hırsa sahip biri gibi konuşmaz; “idare etmek” için arkadaş edinmek yeterlidir. Eski Yunan filozofu Epicurus bunu onaylardı. McCartney mutluluk için çok fazla şeyin gerekli olmadığını, ancak gerekli olan şeylerin en önemlisinin dostluk olduğunu söyler.

7-In My Life

John Lennon’un en iyilerinden olan “In My Life” (Hayatımda), ustaca yapılmış bir şarkıdır. Bu aynı zamanda, biraz çatışma olsa da, aynı anda iki tutumu birlikte takınmayı istemekle alakalıdır. Geçmişle ilgili sevgi dolu hatıralarını tutmak ister ama aynı zamanda şimdiki zamanda da yaşamak ister ve anılarına sıkışmak ya da onlara bağlı kalmak istemez. “Help” gibi, aynı zamanda bir gençliğin ötesine geçme süreci üzerinde bir yansımadır.

8-Yesterday

Paul’un en ünlü şarkılarından biri olan “Yesterday” (Dün), “In My Life” ile büyüleyici bir kontrast sunuyor. Burada şarkıcı geçmişi bugüne tercih ediyor – “I believe in yesterday” – ve şimdiye kadar hiç tereddüt etmeye istekli olmaksızın içeride tamamen kilitli bulunuyor. 2.000’in üzerinde “cover”ının kaydedildiği, bugüne kadar yazılmış en çok “cover”ı yapılan şarkılardan biridir. Peki, çağdaş kültür hakkında ne diyor?

9-Hey Jude

“Hey Jude” hayatta neşeli, iyimser, iyiliğe inanan bir bakış açısını yüceltiyor. Dünya iyi yürekli birine daha sıcak bir ortam gibi görünürken, bu dünyayı biraz daha soğuk yaparak havayı serinleten bir aptaldır da (“it’s a fool who plays it cool, by making this world a little colder.”) Aynı zamanda, Nietzsche’nin The Gay Science’a koyduğu gibi, en mütevazı şekilde yaşamak “tehlikeli bir şekilde yaşamak” anlamına gelir. Bazı felsefeler, yaşamanın en iyi yolunun kendini acıya ya da talihsizliğe karşı korumak olduğunu savunur. Fakat Jude’un cesur olmasına ve müzik dinleyip onu derinlemesine sevmesine izin verilir, çünkü dünyayı daha iyi yaşamanın yolu budur.

10-Let It Be

“Let It Be”, teslimiyet bile olsa bir kabullenilme şarkısıdır. Bu neredeyse kaderci tavır, birçok eski filozofun memnuniyet için en emin yol olarak önerdiği tutumdur. Dünyaya karşı savaşmayın: kendinizi ona alıştırın. İstediğinizi alamıyorsanız, alabileceklerinizi isteyin.

Yazan: Emrys Westacott
Çeviren: İlknur Aktulan
Kaynak:   thoughtco

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.

Bizi takip edin