Cinsel arzunun tüm insan ilişkilerinde var olması, tartışma yaratmaya devam eden psikanalitik bir kuraldır. Freud’un psikoloji alanındaki katkıları, sanatta önemli bir yer tutmaktadır. Ruhsal otomatizm, bilinçdışı, cinsel dürtüler ve rüyaların yorumu farklı sanat akımlarını etkilemeyi sürdürüyor.

Film senaryosu yazması için Freud’u çok kez ikna etmeye çalıştılar, hatta bir seferinde bir Hollywood stüdyosu birkaç milyon dolarlık bir teklifte bile bulundu. Ama Freud, psikanalizin özünü kamerayla yakalamanın imkânsız olduğunu düşünüyordu.

Freud’un geliştirdiği psikanaliz kuramından ilham alan 10 filmi derledik:

Öldüren Hatıralar (Spellbound) (1945) Alfred Hitchcock

Rüyaları ve anlamlarını didikleyen bu film için, Gregory Peck’in canlandırdığı, hafızasını yitirmiş karakterin rüyalarının kurgusunda Salvador Dali’nin yardımına başvurulmuştu. Filmin girişi Freud’un kuramıyla bağlantısını açıkça tanımlıyor: “Hikâyemiz, aklı başında olanların duygusal sorunlarını tedavi ederken modern bilimin kullandığı yöntem olan psikanaliz ile ilgili. Analistin tek amacı, hastayı gizli kalmış sorunları hakkında konuşmaya, zihninin kilitli kapılarını açmaya teşvik etmek.”

Otomatik Portakal (A Clockwork Orange) (1971) – Stanley Kubrick

Kubrick’in bu kült şaheseri; Alex DeLarge ve çetesinin çılgın ve ahlaksız davranışları, DeLarge’a uygulanan şartlı koşullandırma ve Alex’in kedili kadını döverken kullandığı erkeklik organı heykeliyle sayısız psikanalitik yoruma kapı açıyor.

Siyah Kuğu (Black Swan) (2010) – Darren Aronofsky


Nina, benzersiz bir teknikle dans eden profesyonel bir balerindir ve sahneye konulacak bir sonraki eser olan Tchaikovsky’nin Kuğu Gölü‘nde baş balerin olma hayalleri kurmaktadır. Ancak pasifliği ve görünürdeki tutkusuzluğu nedeniyle siyah kuğu rolüne girmeyi başaramaz. Nina’nın bastırılmış arzuları, filmin konusunu geliştirirken, aşırı korumacı bir annenin varlığıyla da iyice kızışır. Dans arkadaşı Lily’nin yer aldığı cinsel içerikli bir rüya görür ve annesiyle sürekli olarak hararetli tartışmalar yaşar ki tutuculuğuna neden olan da budur.

Rüya Bilmecesi (The Science of Sleep) (2006) – Michael Gondry

Bu filmin konusu, annesine aldanarak Fransa’ya dönen ve orada hiç beğenmediği bir işe giren Stéphan’ın yaratıcı yolculukları ve arzuları etrafından dönmektedir. Kendi utancı içine gömülen Stéphan, gerçekliği terk ederek bilinçdışına seyahat eder. Bu gezintiler sırasında âşık olacağı kadınla karşılaşır: Onu son ana kadar reddeden komşusu Stephanie. Filmin öyküsü, Stéphan’ın kendini bulabildiği düşvari sahnelerle hüzünlü gerçekliğinin bir karışımını sunmaktadır izleyiciye.

Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) (2004) – Michael Gondry

Seçimli hafıza kaybı, davranışsal psikolojinin büyük amaçlarından biridir. Psikanalize göre, bastırılan ya da gerçekleşmesi imkânsız olan en karanlık arzularımızı rüyalar ortaya çıkarır. Gondry’nin bu filmi, itkiler ile gerçeklik arasındaki derin zihinsel bağlantıları araştırmaktadır. Hikâye geçmiş, bugün ve Joel’in en değerli anılarını silecek olan tedaviyi tamamlamasını önlemek üzere şekil alan anı dünyası arasında gidip gelir.

Bir Endülüs Köpeği (Un chien andalou) – (1928) Luis Buñuel

17 dakika bile sürmeyen bu kısa filmle ilk andan itibaren sürrealist dünyadan düşvari bir sahnenin içine dalarız. Usturayla yarılan göz, gerçekliği kavrama acizliğini simgeler ve zihinsel olarak saf bir içebakış sürecine zorlar. Freud’un çalışmaları yalnızca Buñuel ve Dalí gibi dehaları etkilemekle kalmamış, David Lynch, Hitchcock ve hatta David Bowie gibi sanatçılara da ulaşmıştır.

Annie Hall (1977) – Woody Allen

Woody Allen’ın sinematogafisinde psikanaliz tekrar eden bir temadır; hem karakter yaratma sürecinde hem de Allen’ın filmlerini analiz ederken. Hikâye geliştikçe komedyen Alvy Singer şimdiki zamandaki davranışlarını etkileyen geçmişini hatırlar. En iyi örnek, en başta kameraya dönüp çocukluğunu, ürkek kişiliğini ve o dönemlerde yaşadığı travmaları anlattığı bölümdür.

Oğul Odası (La stanza del figlio) (2001) – Nanni Moretti

Takıntılı bir psikanalist olan Giovanni, dalış sırasında geçirdiği kazada ölen oğlunu kaybetmenin acısını çekmektedir. Giovanni’nin ve ailesinin yaşamı geri dönülemez bir şekilde değişmiştir ve ailesini bunalımdan çekip çıkarmak Giovanni’nin psikanalitik hünerlerine bağlıdır.

Whirlpool (1949) – Otto Preminger

Psikolojik ve polisiye gerilim tarzındaki bu filmde, Richard Conte’nin canlandırdığı ünlü bir psikanalist, hipnozun etkisi altında bir dizi suç işlediğine inanmaya başlayan karısı Ann Sutton’a yardım etmelidir. Karısını kurtarmak için bu gizemi psikanaliz ile çözmek zorundadır.

Yazan: Alejandro López
Çeviren: Burçin İçdem
Kaynak: Cultura Colectiva

Libido Portal’da yayımlanan, Libido yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.