Bir klasik çalışma, çocuklar zorbalığa müdahale ettiklerinde vakaların %57’sinde bu durumun 10 saniye içerisinde sona erdiğini gösterdi. Bu çalışma, zorbalık mağdurlarına yardım etmede görgü tanıklarına hayati görev düştüğü konusuna değiniyor. Buna rağmen, örneklerin yalnızca %15’inde çocuklar müdahale ediyor. Neden bazı çocuklar müdahale ediyor da diğerleri etmiyor? Çocukları akranlarına destek olmaları için onlara yardımcı olarak nasıl teşvik edebiliriz?

Disiplin anlamında, sosyal psikoloji bu tür seyirci kalma etkilerini onlarca yıldır araştırmasına rağmen, bu araştırma uzmanlığının oyun alanına uygulanmasından bu yana on yıldan az bir süre geçti. O andan itibaren grup çalışmalarının öğrencilerin şiddete meyillerini anlamamızda bize yardım edebileceği ortaya çıkarılmıştır. Bu yazı okulda saldırganlığa çağdaş sosyal psikolojinin bakış açısından bakacak ikinci blog yazısıdır.

Son yazımda, akranların neden yalnızca seyrek olarak yardım ettiği hakkında çarpıcı bir araştırmayı tartışmıştım, ama tartışmamı saldırganların bakış açısına odakladım. Bu gönderide zorbalık mağdurlarının bakış açısından bakacağım. Konu, okullardaki saldırgan sosyal psikolojiye geldiğinde, grupların bu problem ve çözümün bir parçası olduğu görülüyor ve ben de buna erişmenin yollarını ele alacağım.

Savunucular Olarak Çocuklar

Salmivalli, Voeten ve Poskiparta (2011) mağduru savunmanın bir sınıftaki toplam zorbalık miktarıyla zıt yönde ilişkili olduğunu gösterdi. Sainio ve arkadaşları (2011) savunulmanın mağdurun sınıftaki mutluluğuyla ve sosyal statüsüyle olumlu yönde bağlantılı olduğunu bulmuştur. Bu, çocukların savunmaları için iyi bir seydir, peki kim bunu yapar?

Bu alandaki klasik bir araştırma dizisi, Hawkins ve çalışma arkadaşlarında gösterildiği gibi, diğer çocukları savunanların karakteristik özelliklerine göz atmıştır. Salmivalli ve arkadaşları  (1996) çocukları sınıfta “savunucu” rolüyle sınıflandıran “katılımcı-rolü yaklaşımı” nı geliştirdi. Savunucularmağdurlarla taraf tutan, onları rahatlatan ve destekleyen” çocuklardan oluşmaktadır (Salmivalli, 2010). Sınıf arkadaşları tarafından savunucu olarak gösterilen çocuklar duygusal olarak kararlı olma eğilimindedirler (Tani, Greenman, Schneider, & Fregoso, 2003) ve bilişsel açıdan yetenekli (Caravita, DiBlasio ve Salmivalli, 2009) empatik, (örn., Caravita ve ark., 2009; Gini, Albiero, Benelli, & Altoe, 2007) ve savunma yetenekleri konusunda güçlü bir inanca sahiptirler (Thornberg & Jungert, 2013). Savunucular akranları arasında çok beğenilirler (Salmivalli ve arkadaşları, 1996) ve popülerdirler. Diğer bir deyişle, savunucu olan çocuklar sosyal anlamda çok beceriklidirler. Salmivalli ve arkadaşları (1998) aynı zamanda savunucu davranışın sosyal olarak kabul görme ile bağlantılı olduğunu buldu. Dolayısıyla, savunmaya teşvik etmek için, çocukların sosyal becerilerinde ve bunu yaparak zorbalığa dur diyebilmek için güvene ihtiyaç duyuyorlar.

Dostluk Grubunda Zorbalık

Çocuklar dostluklar tarafından sağlanan korumaya değer verirler ve dostluklar akran mağduriyetine karşı çocukları koruyabilir (Fox & Boulton, 2006). Aslında, çocukların yalnızca arkadaş sayısı değil aynı zamanda kimlikleri de önemlidir. Örneğin, Fox ve Boulton (2006) akran kabulünde yüksek rekor yapan bir arkadaşa sahip olan çocukların zamanla daha az fiziksel şiddete maruz kaldığını buldular.

Dostluk grubu bağları aynı zamanda çocuklara zorbalığa nasıl tepki vereceklerine karar vermelerine yardımcı olur. Zorbalığı bir grup fenomeni olarak değerlendirirken, araştırmalar belirli bir gruba katılımlarının zorbalığa olan tepkilerini nasıl etkilediğini ele aldı. Nesdale, Durkin, Maass,ve Griffiths (2005) çocukların etnik önyargılarının onların etnik gruplarıyla birlikteliğinin gücüyle olumlu olarak ilişkili olduğunu tespit ettiler; buna karşın  Jones, Manstead, ve Livingstone (2009, 2011) zorbalığa grup bazlı tepkilerin grup üyeliğinin bir işlevi olarak yoğunlaştırıldığını ve dostluk grubuna yakınlık duygusunu gösterdi. Özellikle, mağdurun başına neler geldiğine dair grup bazlı öfke, hedef grubun üyeleri arasından bir yetişkine yapılan zorbalığı ihbar etmekle ilişkilendirildi. Dostluk grubuyla kimlik belirleme seviyeleri böylelikle grup üyelerinin gruba bağlı kalmasında ve grubu desteklemesinde etkili oldu.

Sınıfta Zorbalık

Bu zamana kadar savunma eylemini bir çocuğun gözünden (kişilik olarak nasıllar?) ve onların dostluk gruplarının mercekleriyle (bir mağdurun arkadaşlık grubunda tutulmanın savunma eğilimi üzerinde ne gibi bir etkisi var?) değerlendirdim.

Sınıf bağlamında durum nasıl? Orada zorbalığı azaltmaya yardımcı olabilecek herhangi bir şey var mı? Okullarda zorbalığı azaltmak için ideal olan kuralcı okul ortamı göz önünde bulundurularak birçok öneride bulunuldu. Bir hipotez, işbirlikçi normların zorbalığın tekrar etme oranını düşürürken, rekabete dayalı, başarı odaklı normların zorbalığın daha üst seviyelere taşınmasına sebep olduğunu savunuyor (bkz. Rigby, 2007). Birçok araştırma yapılandırılmış faaliyet yoluyla rekabetçi ve kooperatif normlar oluşturarak bu hipotezi test etti. Bay Hinitz ve ark. (1994) agresif davranış azalırken, toplum yanlısı davranışın ortak oyunların takibini artırdığını buldular; ters oy modeli rekabetçi oyunlardan sonra ortaya çıkmıştır (ayrıca bkz. Garaigordobil ve ark.1996). Kendi araştırmamda ortak oyun oynayan çocukların sonrasında kurgusal bir zorbalık konusunda rekabetçi oyun oynayanlardan daha az gurur ve daha çok pişmanlık ve öfke hissettiğini buldum. Dolayısıyla, kooperatif bir sınıf ortamı çocukların zorbalığa olan eğilimlerini azaltmada yardımcı olabilir.

Sonuçlar

Önceki gönderinin sosyal psikolojinin zorbalık problemini anlamamızda bize nasıl yardımcı olacağına ilişkin bir açıklama yaptığı kadar, bu gönderi de sosyal psikolojinin çözümün parçasını olabileceğini gösteriyor. Savunucu çocukların bireysel özellikleri hikayenin yalnızca bir bölümüdür. Mağdurlara yardım etmek için diğer güdülenimler çocukların dostluk grup birliklerine ve sınıflarının ortamına gelebilir. Zorbalık mağduru olarak yakalanmaları halinde çocukları arkadaşlarına karşı sorumluluklarını düşünmeye ve sınıf içinde kooperatif faaliyetlerini teşvik etmeye teşvik etmek okullarda akran mağduriyetini azaltmak için bir yol olabilir.

Yazar: Sian Jones
Çeviren: Meris Altunözlü
Kaynak: in-mind

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.