“Neden bu saatte bilgisayar çöktü?”

“Neden bu kadar çok trafik var?”

“Neden restorant o özel kahvaltı menüsünü vermeyi bıraktı?”

“Neden bana yalan söyledi?”

“Neden o kısa eteği giyiyor? Erkek arkadaşımı baştan çıkarmaya mı çalışıyor?”

Yakınmalar, mantıklı olduğu sürece tolere edilebilir. Trajediler de öyle. Çevremizdeki pek çok insanın, trajik hayat hikayelerini anlatma ya da her şeyden sürekli şikayet etme alışkanlığı vardır. Hayat her zaman adaletli değildir ve kimileri bizden daha fazla trajik durumlarla karşı karşıya kalmış olabilir ki bunun sorumlusu biz değilizdir. Bizim sorumluluğumuz, mağdur olan insanlarla birlikte olmaktır. Ne var ki, çok fazla sorumluluk da hem psikolojik hem de fizyolojik sağlığımız için zararlıdır.

Çok Fazla Olumsuzluk Nedir?

Kimi belirli trajik olaylar olumsuzluktur. Ancak, bir kişi, herhangi bir olayın sürekli olumsuz tarafına odaklanıyorsa, bu durum kronikleşir. Yolda trafik olabilir çünkü bu hayatın bir parçasıdır. İnsanlar yalan söyler. İnsanlar ilişkilerini bitirir ve yollarına devam ederler. İnsanoğlu yedi ölümcül günahla yönetilir.

Kendimiz dışında kimseyi kontrol edemeyiz. Her şey için şikayet etmek, sızlanmak ya da dırdır etmek pozitifliği oluşturma konusunda yardımcı olmaz. Biri hakkında şikayet ettiğinizde, o kişinin yalnızca olumsuz tarafları vurgulanır. En güçlü olanın hayatta kalması çabamızda, çevremizdeki insanların her yerde olumsuzlukları bulduğunu gördüğümüzde, biz de kendimizi kaybedip hayal kırıklığına uğrarız. Negatiflik, pozitiflik gibi hızla yayılır; tıpkı bir enfeksiyon gibi.

Bu kötümser tavır, bizi öldürebilir. Bilim insanları, kronik olumsuzluğun sağlığımızı ne denli etkilediğini ortaya çıkaran ve genellikle ölümle sonuçlanabileceğini belirten pek çok araştırma yapmışlardır. Bunun nasıl olacağını anlamamız gerekli. Bu nedenle, olumsuzluğun bu dinamiklerine ışık tutarak size yol gösterecek olan bir liste hazırladık.

Bağışıklık Sistemi Bozulabilir

Olumsuzluk, bağışıklık sistemimizi zayıflatabilir. Bir örnek verelim. İşe gideceksiniz ve sunmanız gereken bir proje var ve o mükemmel bir kıyafete ihtiyacınız var. Bir şekilde, o kıyafeti bulamıyorsunuz ve sinirleniyorsunuz ve bunu büyük olasılıkla yüzünüze ya da eşinize yansıtıyorsunuz. Başka bir kıyafet seçmek yerine, zamanınızı o kıyafeti neden bulamadığınıza kafa patlatmakla harcıyorsunuz ve bununla birlikte hoş olmayan, tatsız şeyler söyleyip duruyorsunuz. Bu, stresinizi arttırır. Tansiyonunuzu yükseltir. Araştırmalara göre beş dakikalık öfke, bağışıklık sisteminizi altı saat boyunca zayıflatabilir. Bu durum sağlığınıza büyük bir darbe vurur ve aynı zamanda verimliliğiniz de etkilenir.

Pek Çok Sağlık Sorunu Tetiklenebilir

Bir işi teslim etmek için zaman sınırı var. Çalışmak yerine, daha çok sonuçtan korkuyorsunuz. Çalışırken karşılaştığınız sorunlar olabilir.  Bu sorunlar, sizin işinizi zamanında bitiremeyeceğiniz ve patronunuzun sizinle ilgili olumsuz bir izlenime sahip olacağı gibi tahminlerde bulunmanıza neden olur. İşi bitirip bitiremeyeceğiniz hakkında endişelenmeye devam ediyorsunuz. Ama bu baş ağrısını tetikler. Öfke, kaygı ve diğer olumsuz duygular baş ağrısı gibi hafif sağlık sorunlarını tetikleyebilir ya da kalp krizine neden olabilir. Uzamış stres dönemleri, kalp durmasına neden olabilecek ölçüde kalbi etkileyebilir. Dr. Cynthia Thaik’e göre, kalp krizi ve inmelerin (felç) nedeni strestir ve stres, olumsuzluktan beslenir.

Kişi, Kinizmden Etkilelenir

Kişi, daima çevresindeki herkesin olumsuz yanlarını gördüğünde, artık insanlara olan güvenini kaybetmeye başlar. Çok fazla güvensizlik, kinizme neden olur. 2014 yılında yayımlanan Neurology isimli bültende, kötümser olan insanların, insanlara güvenenlere kıyasla, yaşlılık döneminde demans riskini daha fazla taşıdığı belirtilmiştir. Kronik olumsuzluk, hayatımızda istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkarmakla sonuçlanabilecek derecede beynimize zarar verir.

Olumsuzluğun beslenmesi hayatımızda olumsuzluklara neden olur. Bir psikolog olan Dr. Elaine Hatfield, bu konuda kapsamlı bir araştırma yapmıştır. Araştırma bulgularına göre, insanlar birbirleriyle etkileşimde bulunduklarında, birbirlerinin vücut hareketleri, jestleri, ifadeleri gibi alışkanlıkları tarafından etkilenirler.

Daha da önemlisi, düşünce dizgelerinden oldukça etkilenirler. Beş kişilik bir grup olduğunuzu varsayalım. Meslektaşlarınızdan üçü son derece kötümser. Onlarla her gün buluşuyorsunuz ve gününüz olumsuz yaklaşımları duymakla geçiyor. Zamanla, yavaş yavaş bu olumsuz bakış açılarına inanmaya başlarsınız ve kendi olumsuzluğunuzu geliştirirsiniz. Bu, döner dolaşır, sağlık sorunlarına yol açar ve sonuç da ölümcül olabilir.

Olumsuzluk, asla iyiliğe neden olmaz. Bizi rahatsız eder ve yalnızca yeni olumsuzlukları davet eder. Herhangi bir şey hakkında endişe etmek sonucu değiştirmez. Güçlü olmalıyız ve bazı şeyleri geldikleri gibi kabul etmeliyiz. Kendimizden emin olmalıyız ve çevremizdeki insanlar olumsuzsa, onlardan kurtulmalıyız. Olumsuzluklarını toplamaktansa; o kişileri uzak tutmalı ve sağlıklı kalmalıyız.

Yazan: Emilia Gordon
Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak: themindsjournal

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.