Bu konu mantığa aykırı olmasına rağmen günümüzde Amerika’daki şiddet çoğunlukla evin içinde yaşanmaktadır (Rennison,2003). Şiddetin kökeni ev sınırları içerisinde, bilhassa çocukların üzerinde fiziksel ceza kullanımı olabilir mi? Amerika’da fiziksel cezayı görmezlikten gelen kamuoyu son yıllarda giderek azalmaktadır (Gershoff, 2008); ancak ebeveynlerin %65’inden fazlası çocuklarının üzerinde fiziksel ceza uyguladığını bildiriyor (Soolar,Savage & Evans, 2007). Bu blogda neden çocuklara fiziksel ceza uyguladığımızı açıklayan yasal, davranışsal ve güdüsel faktörleri spesifik olarak tartışacağız: (1) Diğer ülkelerin tersine Birleşik Devletler buna karşı yasa koymamakta, (2)  fiziksel cezaya göz yuman davranışlar, özelikle de bazı Birleşik Devletler bölgeleri ve kültürlerinde güçlülüğünü korumakta, (3) duruma bağlı tetikleyici faktörler, dürtüsel değerlendirme ve agresif cezalandırma için kavramsal komutlar, şiddetli bir vaka ile sonuçlanacak şekilde etkileşime girebilir. Bizler aynı zamanda fiziksel cezanın zararlı psikolojik etkilerini ve şiddetin bu yaygın türünü durdurmak için gereken bir sonraki olası adımları tanımlayacağız.

Kanunlar

Kocanın görevi olarak kabul edilen karısını yola getirmek için atılan “Koca dayağı”, 1870’lerde Birleşik Devletler’de kanunen yasaklandı (Knox, 2010). Bir ebeveynin çocuğu döverek, çimdikleyerek, tokatlayarak, kırbaçlayarak veya başka bir yolla fiziksel olarak canını acıtarak “disiplin” altına alması günümüzde Birleşik Devletler’de yasaldır. Eyalet kanunları taciz içeren fiziksel ceza türlerinde farklılık göstermektedir ve birçoğu neyin yasak olduğu konusunda, örneğin “aşırı”, “mantıksız” ve “uygunsuz” fiziksel ceza gibi, belirsiz bir dil içermektedir.

Dayağın, şiddetin bir türü ve insan hakları ihlali oluğunun farkına varan herkesin dışında iki Birleşmiş Milletler üyesi hariç, 2006’da bedensel ve zihinsel şiddete karşı tüm uygun yasal, yönetimsel, sosyal ve eğitimsel ölçüleri kabul etmek için bir antlaşma imzalandı. (Becker, 2013). Somali ve Birleşik Devletler bu onayı kanunlaştırmayan iki üye devlettir. Ancak, Somali bunu gerçekleştirmek için 2013’te bir taahhüt beyan etti. Birleşik Devletler bu konuda sessizliğini koruyor.

Göz Yumulan Davranışlar

Çocukların fiziksel cezalarının desteklenmesi bunun kullanımını öngören bir davranıştır (Gershoff, 2008). Bakıcının aklında, çocuğun üstün yararı olduğuna olan inanç, öğrenme ve emniyet uğruna çocuğa zarar vermesini haklı çıkarmaktadır. Dolayısıyla, fiziksel ceza, sosyal onayı doğrulayarak kullanımını artırabilen gerekçeli bir saldırganlık biçimidir (Crabb, 1989). Fiziksel cezaya göz yuman inançlar, saldırgan davranışları öngören saldırgan tutumların gruplaşmasının bir parçasıdır. Şiddete Yönelik Velicer Tutum Ölçeği (Anderson, Benjamin, Wood & Bonaci, 2006; Velicer, Huckel, & Hansen, 1989) yani Şiddete Karşı Tutumlar Ölçeği’nde şiddetin kabulünü ölçen alt ölçekler bulunmaktadır: (a) Bedensel ceza, (b) savaş, (c) samimi ilişkiler ve (d) ceza sisteminde, laboratuarın hem içinde hem de dışında saldırganlığı öngördüğü bulunmuştur.

Sosyal düzeni sürdürebilmek için (çocuğa) davranış kurallarını öğretmek adına kişinin “baskılayıcı eziyet kurgusu”  (Sullivan, Landau, Kay & Rothschild, 2012) terimi olarak geçen gerekçeli eziyet, insanların bilhassa kolektif bir şekilde düşünmeye hazır veya buna meyilli oldukları zamanda belirgindir. 2012 yılında Sullivan ve arkadaşları, aile üyelerine ne kadar benzedikleri düşünmeleri istenen ebeveynlerin, okullarda (kolektivist bir başlangıç) baskıcı eziyet kurgusunu ve fiziksel ceza kullanımını doğrulamaya daha yatkın olduğunu göstermiştir.

Muhafazakâr Protestanlık, özellikle (hane halkının başı olması beklenen) baba tarafından, bedensel cezanın onaylanması ve kullanılması ile bağlantılıdır. Petts ve Kysar-Moon (2012) her iki ebeveynin de muhafazakâr Protestan olan ailelerin %82’sinin geçtiğimiz ayda, %70’lik sadece biri muhafazakâr Protestan ebeveyn olan ve %60’lık muhafazakâr Protestan olmayan ailelere kıyasla fiziksel ceza kullanmış olduğunu ortaya koydu.

Bizi Dövmeye İten Durumsal ve Algısal Faktörler

Fark edilen kışkırtma ya da saldırı, saldırganlığın güçlü bir durumsal nedenidir, özellikle de bu davranışın saygısızlık göstergesi olduğuna inanılırsa. Bu durum özellikle Güney Amerika gibi onur kültürlerinde geçerlidir.  (Cohen, Nisbett, Bowdle, & Schwartz, 1997). Güneydeki ebeveynler Kuzeydekilere göre daha fazla fiziksel ceza kullanımı olduğunu bildirdiler. (Straus & Mathur, 1996) Bu ebeveynler (özellikle Güneydekiler) çocuklarda karşı çıkma veya saygısızlık sezdiğinde bu davranışı kasıtlı saygısızlık olarak görüyor olabilirler. Ebeveynler, küçük çocukların beyinleri bir başkasının bakış açısını alma ve dürtülerini kontrol etme yeteneğini henüz geliştirmediği için kasıtlı olarak saygısızlığa neden olma ihtimali olmadığının farkında değillerdir ya da o anlık unuturlar.

Fiziksel ceza kullanımını başlatmayı tetikleyebilecek bir başka algısal süreç “insanlık dışı algı” dır. Harris ve Fiske (2011) başkalarının bakış açısından bakmayla bağlantısı olan beynin bölümlerinin kişiliksizleştirilmiş hedef bireylerle bağlantılı olmadığının sosyal nörobilim kanıtını bulmuşlardır ki bu da bizim bu hedef bireylere zarar vermemizi kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle, çocukları (öfke anında iken bile)  insandan daha az gören yetişkinler, bakımlarında çocuklara karşı saldırganlığı kolaylaştıran zayıf beyin fonksiyonları yaşayabilir.

Sosyal öğrenme süreçleri yoluyla, çocukken fiziksel olarak cezalandırılmış ebeveynler, uygun olana inandıklarında disiplin için kabul ettikleri bilişsel senaryolar geliştirebilirler. Bir bakıcı veya öğretmen sinirliyken ve/ya psikolojik olarak tahrik olunca bir çocuğa vurduğunda, istenilenden daha kuvvetli bir şekilde vurabilir. Genel Saldırganlık Modeli (Anderson & Bushman, 2002) ile bağlantılı olarak, kasıtlı saygısızlık olarak yorumlanan, dayağın tesirine olan inanç gibi, çocuk yanlış davranışları gibi ebeveyn davranışsal faktörler, düşman algısını, siniri ya/da tahriği artırabilecek derecede etkileşimde bulunabilir. Fiziksel ceza ile ilgili bilişsel senaryolar daha sonra hazırlanabilir ve bir ebeveyn çocuğa birdenbire ya da planlanmış şekilde vurabilir. Dayak çocuk tarafından yüksek bir sesle sonuçlanırsa, ebeveyn kendisine daha fazla saygısızlık edilmiş ve kendisini kışkırtılmış hissedebilir ve daha hızlı vurup sözle çocukları sessiz olmaları için sözle uyarabilir. Çocuk korkudan uyumlu hale gelebilir ya da gürültüye neden olarak veya “uyumsuz” davranarak ebeveynleri “kışkırtmaya”  devam edebilir, fiziksel cezayı daha da artırabilir ve bir kısır döngü oluşturabilir. İroni şudur ki genel görüşün “Kızını dövmeyen dizini döver” sözünü söylemesine rağmen, doğru olan şey bunun tam tersidir.

Fiziksel Cezanın Zararlı Etkileri

Gershoff (2002) dünyada fiziksel cezayı çeşitli yollarla işlevselleştirilen örneklerin 88’inin geniş bir meta-analizini yaptı. Fiziksel cezanın daha az itaat, empati ve öz saygı; ve daha çok saldırganlık, kaygı, depresyon, alkol ve uyuşturucu kullanımı ile ilişkilendirildiğini öne sürdü. Bu olumsuz sonuçlar yalnızca kısa dönemde değil aynı zamanda uzun dönemde de çoğunlukla gerçektir (Knox, 2010).  Fiziksel cezayı ailelerinden, özellikle annelerinden, reddedilme olarak gören çocuklar fiziksel ceza görmeyenlere göre daha olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktadır (Lansford, 2010). Ek olarak, bu fiziksel cezanın tehdit edici olduğunu ve stresin bunun sonucu olduğunu algılayan yetişkinler bunu tehdit edici olarak görmeyen yetişkinlere göre daha kötü bir ruh sağlığına sahip olmaya yatkındır. Bu durum sonraki cezalandırılmayı beklemesi ve bunu normal olarak kabul etmesi yüzünden olabilir. Ancak, yetişkinlerin her iki grubu da fiziksel olarak cezalandırılmayan çocuklardan daha fazla ruh sağlığı problemiyle karşılaşmaktadır.

Çocuklarımızın Bizden Korkmasını mı Yoksa Bize Saygı Duymasını mı İstiyoruz?

Özetle, ailelerin ve bakıcıların, çocuklarını kendilerini dinlemelerini ve kendilerine saygı duymalarını sağlamak için döverek şekillendirdikleri bu bağa engel olmaları gerekmediği hakkında bilgilendirilmeye ihtiyaçları vardır. Aslında, fiziksel ceza çocuklarımızın bizden korkmasına yol açar, bu da zor duruma düştüklerinde, örneğin ergenlik dönemlerinde uyuşturucu veya seks teklif edildiğinde onların bize gelme ihtimallerini düşürmektedir. Yani, onların güvende kalmalarını ve saygılı olmalarını nasıl öğreteceğiz? Kesin sınırlar oluşturun ve onların eylemlerinin sonuçlarını uygulayın. Çocuğun kendine saygısını sürdürmeyi sağlamak için saldırgan olmayan cevaplar modelleyin. Eğitimsel gelişmenin belki doğum öncesi sağlık hizmetleri uzmanları ve çocuk doktorları tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Son olarak, Birleşik Devletlerin, çocuklar üzerinde fiziksel güç kullanımını yasaklayan dünyanın geri kalanıyla uyum içerisinde bir araya getiren ulusal mevzuata uyması da oldukça önemlidir.

Çeviren: Meris Altunözlü
Kaynak: in-mind

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.