“Güleriz ağlanacak halimize.” Ne kadar sık ağzımızdan dökülür bu kelimeler. Özellikle kendi durumumuzun veya çevremizdeki gidişatın vahametini mizaha döktüğümüzde dile getiririz bu cümleyi. Sanki bizi üzen ve geren durumlar karşısında gülmek, kahkaha atmak yerine, daha üzgün bir tepki vermemiz gereklidir. Oysaki mizah ve kendine gülebilme becerisi psikanalizde en üst savunma mekanizmalarından biri olarak görülmektedir. Yani, etrafında kendisine acı veren veya kendisini rahatsız eden deneyimleri ve hisleri gülünebilecek materyale dönüştüren kişi, evrensel, topluma ve kendisine yararlı bir eylem yapıyordur.

Özellikle Türkiye gibi mizahın ve mizahçıların sıkça cezalandırıldığı bir ülkede, toplumun yine de kendisine gülebilme kapasitesini kaybetmemesi çok önemli. Toplumun kendisine gülebilmesi, sadece kişinin kendi kendisiyle dalga geçmesiyle de olabilecek bir şey değildir. Mizahı kullanan kişi, ilk önce toplumun en tepe noktasındaki kişi veya kişileri hedef alır, çünkü tepe noktası – bizim toplumumuzda politikacılar ve yöneticilere tekabül eder – toplumun geneline dair bir şey söylemektedir. Politikacıların mizahi girişimleri kendilerine hakaret olarak algılaması, kendilerinde bu tip bir ‘kendisiyle dalga geçebilme’ kapasitesinin eksikliğini gösterir. Yani, yöneten kişi kendisinin toplum için sembolik değerini algılayamaktadır, kendisini sembolleştirememektedir. Oysaki yönetici olmak aslen budur: Yönetici kişi, yönettiği toplum ve zamanın ruhuna dair bir göstergedir. Kendisine yöneltilen eleştirileri ve mizahı hakaret veya saldırı olarak algılaması da,  kendisini meydana getiren geçmişinin, kişilik özelliklerinin ve davranış biçimlerinin oluşturduğu kılıfın ötesine geçemediğini gösterir.

Psikanalizin de sembolik tepe noktası Sigmund Freud’dur. Freud,’psikanalizin babası’ veya ‘büyük usta’ diye sembolik tamlamalarla anılır. Freud aynı zamanda güncel medyanın da psikoloji ve psikanaliz tarihinde mizahi olarak en sık hedef aldığı kişidir. Özellikle günümüzde capsler ve Photoshop manipülasyonlarının artmasıyla, sık sık Freud karikatürlerine ve capslerine denk geliyoruz. Ben de bu yazının galerisinde toplayabildiklerimi paylaştım. Bu karikatürlerin çoğunda, gerçeğinin aksine, Freud cinsellikle ve anne-oğul Ödipal ilişkisiyle kafayı bozmuş yaşlı bir entellektüel ve oral takıntıları olan bir ihtiyar olarak resmedilmekte. Freud’un karikatürleri onun bütün gerçekliğini yansıtmasa da, insanın psikoseksüel gelişimine dair teorileri ve psikoloji-psikanaliz-psikiyatri alanlarını divan ve serbest çağrışım tekniğiyle zenginleştirmesini espritüel bir dille anlatıyorlar.

Freud’la dalga geçebilme kapasitemiz, aynı zamanda onun fikirlerini ölümsüzleştiriyor. Severiz veya sevmeyiz, biliriz veya bilmeyiz, ancak Freud denince, rüyalar, divan, serbest çağrışım, Ödipus Kompleksi, bu konularda biraz okumuş, araştırmış ve görmüş herkesin aklına gelecektir. Hiç Freud ve psikanaliz hakkında okumamış bir kişi ise, bu esprilerdeki nüktedanlığı görünce, konuya merak salabilir. Aslında mizaha karşı çıkan yöneticiler, bir bakıma kendi kültürel miraslarını öldürüyorlar. Yani, mizahçıları ve karikatürcüleri cezalandıran yöneticiler topluma şu mesajı veriyor: “Ben yaptıklarımla ve söylediklerimle sizin zihninizde sembolik olarak yer etmek istemiyorum.”

Tabii bir kişi yaptıklarının ve temsil ettiklerinin gerçekten kötü olduğunu düşünüyorsa, mizahçıları cezalandırmak isteyebilir. O zaman da şu soruyu sorabiliriz: “İçten içe temsil ettiği şeylerden gerçekten huzursuz olan bir kişi, gerçekten iyi bir yönetici olarak görevini yerine getirebiliyor mudur?” Bu sorunun cevabı ise toplumu oluşturan bireyler olarak, bizim ‘seçim’lerimizde ve bilinçaltımızda saklı.

Yazar: Psk. Ayşe Canan Altındaş
Kaynakça: pavlovspartner

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.