Okullardaki saldırganlık araştırılmaya başlandığından bu yana, ilginç bir bulgu defalarca yinelenmektedir. Bu, çocuklara ‘’zorbalıkla ilgili ne düşünüyorsun?’’ diye sorulduğunda, yanlış bir davranış olduğu cevabını vermeleridir. Ancak zorbalıkla ilgili veriler, çocukların %30’unun zamanın bir noktasında zorbalık hedefi olabildiklerini göstermektedir. Atlas ve Pepler (1998) tarafından yapılan çarpıcı bir araştırmada, bir okul oyun alanında tüm zorbalık olaylarının %85’inde akranların bulunduğu, ancak, sadece zamanın %15’inde zorbalık olaylarını durdurmak için araya girdikleri ortaya çıkartılmıştır. Neden böyle? Çocuklar konu zorbalığa gelince neden düşünme ve hissetme şekillerine karşı böyle farklı şekilde davranıyorlar?

Bu, çağdaş sosyal psikoloji perspektifinden okul zorbalığını inceleyecek iki blog gönderisinden biridir. Ancak bir disiplin olarak sosyal psikoloji, onlarca yıldır grupları incelemiş, bu araştırma uzmanlığının oyun alanlarına uygulanmasından beri ise 10 yıldan az süre geçmiştir. O zamandan beri araştırma,  grup süreçlerinin çocukların zorbalık eğilimlerini anlamaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu gönderide, zorbalık yapanların bakış açısından perspektifi inceleyeceğim: sonraki gönderimde zorbalık kurbanlarının perspektifinden bakacağım. Okullardaki sosyal zorbalık psikolojisine gelince, grupların hem problemin hem de çözümün bir parçası olabilecekleri görünüyor.

Çocukların Grup Normları

Gelişimsel psikoloji bize bunun çok genç bir yaştan beri çocuklar için önemli olduğu öğretti. Bir araştırmada, Over ve Carpenter (2009), beş yaşındaki çocukların oyunun dışında bırakılma acısı ve dışlanmış hissettiklerinde diğerleriyle iletişim kurmaya duyarlı olduklarını gösterdi. Daha çok yetişkinler gibi, çocuklar o ve diğer grup arasında ödüller verilmesini istediklerinde kendi arkadaşlık gruplarına karşı güçlü bir önyargı gösterirler. Bigler, Jones ve Lobliner (1997) tarafından yapılan bir araştırma bunun güzel bir örneğidir. Bu araştırmacılar bir yaz okulunda çocuklara giymeleri için iki farklı renkte t-shirt verdiler. Deney gruplarında renkli t-shirtlerin amacı etkinliklere de yansıdı ve sonrasında çocuklar kendi t-shirt rengindeki gruba çok daha olumlu yaklaşımlar sergilediler.

Hepsi güzel, ama okul saldırganlığı ve zorbalıktan ne haber? Gini (2007), gruplar arası bir zorbalık olayını okumadan önce tesadüf eseri bir zorbalık grubuna, ya da bir kurban grubun, alınan çocukların, ait olmadıkları gruba (bu zorbalık sonunda ulaşılan bir grup olsa dahi) daha fazla zorbalık suçunu attıklarını ortaya koymuştur. Daha da fazlası, araştırma bir zorbalık olayındaki grup temelli gururun bir zorbalık grubuna ait olma hissinin artmasıyla doğru orantılı olduğunu göstermiştir.

Kurallara Göre Oynamak

Yukarıdaki araştırma bulguları Sosyal Kimlik Teorisi denilen bir sistemle aynı doğrultudadır ve bu grup üyelerinin gruplarının iyi adı hatırına davranmaya teşvik edildiklerini söyler. Sosyal kimlik yaklaşımının bir unsuru ise bu grup üyeleri, grubun tavır ve davranışlarını belirleyen ve pozitif bir şekilde o grubu diğerlerinden ayıran bir dizi kurallara-normlara sıkı sıkıya bağlı kalmaya teşvik edilir.

Burada, genç çocukların bile ait oldukları grubun kurallarına duyarlı olduklarını şiddetle öne süren bir kanıt vardır. Örneğin, Nesdale, Durkin, Maass, Kiesner ve Grifths (2008) çocukların saldırma yönelimlerinin, diğer grubu beğenme normuna ilişkin diğer grupları beğenmeme gibi bir grup normuyla pekiştirildiğini göstermiştir. Dahası, bir pro-zorbalık normu olan bir gruba ait olan çocuklar arasında, diğerlerine zorbalık yapanların o grup içerisinde güç ve statü kazandıklarını ortaya koymaktadır. Bu yüzden, eğer çocuklar zorbalık kültürü olan bir gruba aitse, diğerlerine zorbalık yapma ihtimalleri daha fazladır.

Araştırmacılar ister sınıf ortamında, ister akran grup seviyesinde sergilenen saldırganlık kabul edilebilirliği hakkındaki grup inançlarının sergiledikleri saldırganlıkların miktarını etkilediğini göstermiştir. Sentse, Scholte, Salmivalli ve Voeten (2007) korkutulan çocukların, zorbalığın sıra dışı olduğu bir sınıfta akranları tarafından reddedilmeleri daha muhtemeldir, ancak zorbalığın bir sınıf normu olduğu yerde akranları tarafından reddedilmeleri ihtimalleri daha azdır. Espelage, Holt ve Henkel (2003) ortaokul çocuklarının akran gruplarını belirlediler ve bir yıl boyunca onları takip ettiler. Zorbalığa maruz kalan akran grup üyelerinin zamanla kendi zorbalık davranışlarını geliştirdiklerini buldular. Akran gruplarının benzer şekilde zorbalığı içeren normlara sahip olmaları ve grup üyelerinin bu kurallara bağlılığı için ödüllendirilmeleri normaldir ki bu da o çocukların, yanlış olduğu hissetseler dahi o gruba ait olmak için zorbalığa teşvik edilebilmeleri anlamına gelir.

Çıkarımlar

Küçük bir yaştan itibaren çocuklar karmaşık bir dünyayı nasıl yönlendireceklerini öğrenmek zorundadırlar. Ait oldukları grubun kurallarını ve kimin gruba dahil olup olmadığı hakkında hızlıca öğrenirler. Çocuklar, yüksek özgüven için bir temel olan akran gruplarına dahil olma hissine sahiptirler. Ancak, Sosyal Kimlik Teorisi çerçevesinde çalışan araştırmacılar, çocukların uyum içinde akran grubuyla çalışmasına olanak sağlayan unsurların da akran grubu kuralları (normları) buna göz yumduğunda zorbalığa yol açabileceğini öne sürerler. Ve bir çocuk akran grubuna dahil oldukça (ve ona ait olmayı istedikçe), grup normlarına daha sıkı sıkıya bağlanırlar ve sonuç olarak diğerlerine zorbalık yaparlar, bireysel olarak düşünceleri zorbalığı onaylamasa bile.

Yazan: Sian Jones
Çeviren: Esra Demirezen
Kaynak:in-mind

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.