Bernadette Murphy, Van Gogh’un neden kulağını kestiğini öğrenmek için projeye başladı.

Kolunda ısırık yaraları olan, hizmetçi Gabrielle’ye vermek için kulağını kestiğini düşünüyor.

Ressamın, kulağını, kıza karşı bir sempati armağanı olarak hayal ettiğine inanıyor.

Van Gogh’un Kulağı

Herkes Vincent Van Gogh’un kendi kulağını kestiğini biliyor. Bu, herhangi bir sanatçı hakkında en ünlü gerçeği, inancı özenle doğruluyor olabilir: Dünyayı böyle parlak renkte görme Tanrı vergisi yetenek için, ödenecek karanlık bir bedel vardır.

Fakat, 23 Aralık 1888 gecesi Fransa’nın Arles kasabasında gerçekleşen tuhaf olaylar hakkında gerçekten ne biliyoruz?

Bu Hollandalı adam kulağının tümünü mü kesti (ki bu gerçekten zor), Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’ndeki mantıklı tarihçilerin yıllardır bize söylediği gibi, sadece lobunu mu kesti? Rachel adında bir fahişeye ilahi bir sevgi göstergesi olarak bedeninden bir parça olarak etini mi sundu? Matadorların, öldürdükleri boğaların kulaklarını kesip kalabalıktaki kızlara verdikleri ‘Boğa Güreşi’ geleneğinden mi etkilendi?

Akademisyenler, hayatlarını Van Gogh’un hayat hikayesini çözmeye adadılar. Sorular, 50lerinde bir İngiliz kadına kadar geldi. Sadece çay havluları ve buzdolabı mıknatısları üzerine çok kullanıldığı hakkında düşünceleri olan ve sanatçıyla ilgili daha önce hiç bir şey düşünmemiş olan bu kadın, popüler mitte kendini rahatsız eden bir takım tutarsızlıklar olduğunu farketti.

Bernadette Murphy, 1994’te Provence’a gitti ve asla geri dönmedi. 100 yıl önce Van Gogh’da olduğu gibi, “al fresco” (açık hava) kültürü; sanatçının dalıp gittiği ve sanatsal açıdan en başarılı yılları olan son dönemlerinde, her renginin ‘sonsuz güzellik’ seviyesine yükselttiği yoğun güneş ışığı, onu baştan çıkarmıştı.

Murphy, bölgeyi daha iyi tanır hale geldiğinde, Van Gogh’un kabul edilen versiyonu olan çöküntüsüyle ilgili bazı ayrıntılar, yerel yaşayan biri olarak, ona mantıksız gelmeye başladı.  Ve bu küçük tutarsızlıklar onu düşündürmeye başladı. “Eğer bu yanlışsa, hikayedeki diğer yanlışlıklar nelerdir?” Murphy’nin ince eleyip sık dokuyan yaklaşımı, onu Arles’te yaşayan 15.000 kişinin titiz bir veri tabanını oluşturduğu bir araştırma projesine yönlendirdi.

Van Gogh’un, daha önceki yayımlarda gizlenen, yerel genelevlere yaptığı “hijyenik” ziyaretlerinin de yazılı olduğu mektupları içeren sıradışı bir araştırmaya şahit oldu.

Bu kitapta, Murphy’nin, eski bir hikayeye taze kan pompalayarak yeniden yarattığı, Van Gogh’un gerçeklik üzerindeki gevşek tutumunun yürek parçalayıcı dramasıyla, bir dedektif romanı temposu var.

Van Gogh, hayatı boyunca ruhsal sağlığıyla ilgili acı çekmişti. Epilepsi, şizofreni ve alkolizm gibi birçok retrospektif tanı konulmuştu. Murphy, Bipolar Bozukluk tanısına eğilim gösterir ve sağlam teyit yöntemiyle, absent bağımlısı bir bohem olduğu fikrini reddeder.

Van Gogh’un en sevdiği barda stoklanmış hiç absent yoktu ve birkaç kez Arles’ten gelen mektuplarında içkiye atıfta bulunmuş, onu da boyadığı parlak yeşili tanımlamak için kullanmıştı.

En iyi kurgusal dedektif gibi titiz ve metodik olarak Murphy, Van Gogh’un arkadaşı Paul Gauguin’le paylaştığı evin duvarlarındaki bakır renkli lekelerin olduğu “olay mahallini” yeniden yaratmak için çağdaş polis raporlarını inceledi. Kulağını, kendi portresini çizmek için kullandığı aynaya bakarak “bilinçli ve kasıtlı” olarak kestiğine inanıyordu (ustura, kıkırdağı tereyağ gibi dilimlemiş olmalıydı). Sonra üst kattaki yatağına gidip ertesi sabah onu polisin bir kan havuzunda hareketsiz bulduğu yere yatmıştı.

Gauguin’in öldürdüğünü düşünüp, Van Gogh’un katili olarak hemen tutukladılar. Murphy, egoist Gauguin’in yıllar sonra yazdığı anılarında “kendini temize çıkarma” açıklamaları üzerine kısa bir çalışma yaptı. Anılarında yazdığına göre, Gauguin, Van Gogh’u ruhsal çöküşüne yalnız katlanması için terketmişti ve iddia ettiği gibi, saldırı korkusuyla kaçmak olası değildi.

Murphy, Van Gogh’u tedavi eden doktor tarafından çizilmiş bir eskizi keşfettiğinde, uzmanları gölgede bıraktı. Çünkü çizim, Van Gogh’un kulağının tümünü kestiğini gösteriyordu. Ama daha da önemlisi, Murphy, Van Gogh’un kulağını verdiği “Rachel”in izini sürdü. Kıza Gabrielle deniyordu. Fahişe değildi, ama genelevde çalışan bir hizmetçi idi. Gabrielle, çocukken kuduz bir köpek tarafından ısırıldıktan sonra kolundan ciddi şekilde yaralanmış, yaraları kızgın demirle dağlanmıştı.

Murphy’nin durum hakkındaki görüşü şekillendi: Hiper empatik ressam, zarar görmüş, ezilmiş genç kadına derinden bir sempati duymuştu ve kendi dengesizliği içinde, eğer kendinden sağlıklı bir parçayı verirse, genç kadının yaralarını iyileştireceğini kafasında canlandırmıştı.

Bu, Gauguin’in iddia ettiği bağlamda kesinlikle mantıklıydı. Van Gogh, kendinin bir mesih olduğuna inanmaya başlamıştı. Bu şok edici davranışı, aynin yankılarıydı: Bunu al, bu benim bedenim.

Murphy’nin kitabı, ruhsal sağlık sorunları yüzünden değil, ruhsal sağlık sorunlarına rağmen sanatsal mükemmelliğe ulaşan gerçek Van Gogh’u, bir erkeğin gergin, incelikli portresini çizerek, miskin kilişe çay havlularından kurtarır.

Bunu yaparken, Van Gogh’un geçmişinin bir tasvirini de yapar. Hayat, sanat ve insanlık tutkusu, boyadığı ayçiçekleri gibi çiçek açar.

Yazan: Helen Brown
Çeviren: Gözlem Küçük
Kaynak: dailymail

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.