(Yazının 1. Bölümü vardır.)

Woddy Allen’in “Kahire’nin Mor Gülü” filminin kahramanı, kasvetli yaşamından ve kendisine kötü davranan kocasından film seyretmeye giderek kaçmak ister. Ekrandaki kahraman da, ekrandan sıçrayarak, önceden belirlenmiş selüloit varlığından kaçmak ister.

Sinema terapisi, daha olumlu ve gerçekçi hedefler belirleyerek, insanların hayatlarına alternatif senaryolar sunabilir, sorunlar ve engellerle baş etmelerine yardımcı olabilir. Sinema terapisi, film izleyicisinin kendi hayatına göre düzenlendiği konseptine dayanan filmleri ve psikolojik dinamikleri analiz eder, bu da izleyicinin algılamasını benzersiz kılar ve yorumunu son derece öznel yapar.

Sinema terapisi alanında ilk sertifika programını başlatan, alanında lider olan California Oakland’dan Psikoterapist Birgit Wolz’a göre “Rüya çalışmalarında olduğu gibi, filmlere karşı duygusal tepkilerle ilgili sorular, ruh ve bilinçdışına bir pencere açar.”

Program, terapötik süreçteki yetişkinler, çocuklar ve ergenler için filmlerin gücünü öğretir. Öğrenciler, Pozitif Sinema Terapisi yoluyla filmlerin dönüşümsel etkilerini öğrenirler. Program, üç çevrimiçi ders, Birgit Wolz ile 20 dakikalık görüşme ve terapötik temaların ve ilgili filmlerin kapsamlı bir listesini içeriyor.

Wolz, çevrimiçi bir bültende şöyle demiştir: “Filmler bizi güçlü bir şekilde etkiler çünkü müzik, diyalog, aydınlatma, kamera açıları ve ses efektlerinin bir araya getirilmiş etkisi, bir filmin sıradan savunma sansürlerini geçmesini sağlar. Filmler bizi izleme deneyimine çeker ama aynı zamanda (sıklıkla gerçek hayattan daha kolay bir şekilde) deneyimin dışında bir perspektifle izlememiz, gözlemci görüşü sunabilmemiz için eşsiz bir fırsat verir.”

Wolz’a göre, bu çalışma alanı eski zamanların drama terapisi modalitesine dayanır, ancak resmi olarak 1980’lerde başlamıştır. Özellikle DVDler ve televizyonlar aracılığıyla erişilebilirlik kolaylaştığı için 2001 yılından itibaren daha avantajlı durumdadır.

Bazı terapistler bunu zaten hep yaptıklarını söylüyorlar ancak benim yaptığım şey bu terapi çeşidini bir yapı içine koymak ve bir oryantasyonu öğretmek” diyor Wolz. Sinema terapisinin “tavsiye edici” bakış açısında, uygulayıcı, danışanın evde veya bir grup atölyesinde belirli bir filmi izlemesini ister. “Çağrışımcı” açıdan ise, danışan, tarapötik oturuma herhangi bir filmin tartışmasını konu edebilir.

Gerçek hayatta, bir kişi öfkesinin veya diğer duyguların başka insanlar üzerindeki yansımalarını görmede sorun yaşayabilir. Filmlerde bunu görmek daha kolaydır. “Ayrıca, bazı insanlar kendileri hakkında olduğundan daha kolay bir şekilde başkaları için ağlayabilir” diyor Wolz.

Michael Kahn, önceleri bir ajansta çalışan ve sonra kendi danışmanlık ajansını kuran, 1994 yılında danışmanlık alanında uzmanlaşmış eski bir dava vekilidir.  Wolz’un yazdığı bir makaleyi okuduktan sonra Kahn sinema terapisine yöneldi.

Kuzey Carolina, Charlotte’da danışmanlık yapan Kahn “Atölye sunumlarında zaten filmler kullanıyordum. Danışanlarım içeri girer ve sıklıkla filmler ve karakterleri hakkında konuşurlardı” diyor.

Kahn, yedi yıl önce bir sinema terapisi grubu kurdu ve yılda birkaç tane terapi düzenliyor. Gruplar, herhangi bir yerden gelen 4-10 kişiden ve genellikle genç orta yaşlılardan oluşuyor ve daha işlevli kişiler olmak adına kişisel büyümeye odaklanıyorlar.

Kahn “tek bir belirli sorunun olmadığını ancak filmlerden konuştukça şekillendiğini” söylüyor. “İlişki kaygıları, hafif depresyonları var. İş hayatında mutlu değiller ya da dışlanmış hissediyorlar ve onları destekleyen bir sistem mevcut değil. Filmler, danışanları düzenli grup terapisine göre daha ulaşılabilir kılabilir. Bağlantıları daha hızlı açıyor.”

Kahn, “Reel to Real”  (Gerçek için gerçek) yaklaşımını ve “yaşamlarında ve işlerinde radikal dönüşüm yaratmak isteyen” bireyleri hedef alıyor.

Katılımcılar, artan benlik bilincini desteklemek için belirli filmlerden metaforlar, konular ve karakterler kullanarak, hedefleri belirlemek ve daha da ötesi, ilerlemeyi tanımlamak için bireysel koçluk alırlar. Grubun “çalışmadan sonra ivme kazanmaya devam etmesine” yönelik bir plan hazırlayarak hedefleri ve engelleri belirlerler.  

Kahn bir film seçerek kopyalarını danışanlarına evde seyretmeleri için veriyor ve onlardan, kendilerini duygusal olarak etkileyen, kızdıran, üzen ya da mutlu eden yönlere ve sevdikleri ya da nefret ettikleri karakterlere dikkat etmelerini istiyor.

Bir sonraki oturumda grup, özellikle onlara etki eden bir ya da iki sahneyi tartışacak ve sahneleri izleyeceklerdir. Ve son oturumda katılımcıların “hemen tepki” vermeleri amacıyla birlikte bir film seyredilir.  

Danışman, “Bir dizi karakter ve öykü çizgisi ve gruba uygulanabilecek evrensel temalar içeren bir film seçmeye çalışıyoruz” diyor. Kullandığım bazı filmler Ölü Ozanlar Derneği, “Çikolata” ve “Bülbülü Öldürmek

Filmler, mantıksal savunmaları aşmanın bir yolu. Terapide, danışanlar konuşmak istedikleri konuyu ayıklayıp seçebilirler. Fakat bir film, bilmediğimiz şeyleri de getirebilir. Duygular gelene kadar bunu çözümleyemeyiz

Kahn’a göre “Bir terapist, kişinin, bir kayıptan ya da acı verici bir deneyimden sonra yeniden travma yaşamasına neden olmamak için seçeceği film ve seyrettireceği zamanlama konusunda dikkatli olmalıdır. Ayrıca tehdit içeren kısımlardan sakınabilmek için filmi çok iyi biliyor olması gereklidir. Ve film sevmeyen danışanlarla film kullanamazsınız.”

Wolz, sinema terapisinde sınırlamalar olduğu görüşündedir. Örneğin, sürekli gözetim altında olan ciddi zihinsel hastalığa sahip insanlarda bu modaliteyi denemez. Hafif depresyon, endişe ya da acı çekenler için tavsiye eder. Uygun koşullarda, Wolz, “sinema terapisinin, terapötik süreci açabileceğini” söyler.

Yazar: Barbara Trainin Blank
Çevirmen: Gözlem Küçük
Kaynak: socialworker

Libido Dergisi’nde yayımlanan, Libido Dergisi yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

Yazar:

Libido Dergisi, psikanaliz, felsefe ve insan bilimleri alanlarında makale, deneme ve çevirileri içeren iki aylık bir psikanaliz dergisidir. Genel okur-yazar kitlede psikanaliz kuramlarına duyulan ilgilinin artması, psikanalizin yaygınlaşmasını amaçlamaktayız. Psikanaliz kuramlarına duyulan ilginin gelişmesi amacıyla farklı psikanaliz akımları hakkında en tutarlı akımları ve bilgileri okuyucu ile buluşturarak dergimizi ve psikanaliz hakkındaki Türkçe yazıları geliştirmeye çalışmaktayız.